Şimdi Okunuyor:
Korku Kültürü
Tam İçerik 3 minutes read

Korku kültürü; belli bir davranışı kaygı, korku,endişe gibi duygu durumlarıyla yaptırmaya yönlendiren kültürlerdir. Korku kültürüyle yetişen bireyleri çevre, ödül, ceza, korku, gibi dışsal faktörler etkiler ve yönetir. Bu kültürde kişinin istekleri, özlemleri değil; önemli olan el alemin ne dediğidir.

Yemeğini yemezsen annen olmam, hele bir yapma seni götürür köpeklere bırakırım, çok şeker yersen doktor sana iğne yapar, bir daha elini pipine götürürsen çakmakla yakarım, aaa! git iğneci! uyudu benim yavrum, ödevlerini yapmazsan öğretmenin seni sevmez, ceza verir…” Sizce de bu cümleler çocuklarımızı korku kültürüyle yetiştirdiğimizi göstermiyor mu? “Çocuk dediğin anne babasından korkmalı, ne yapayım sözümü dinlemiyor!” dediğinizi duyar gibiyim. O zaman okumaya devam edelim. Bakalım bu davranışlar çocuklarımızda ne gibi etkiler yaratıyor.

Çocuğunuza yaptıramadığınız bir davranış yüzünden korkuttuğunuzda “aman bu çocuk da çok korkak çıktı, bensiz yapamıyor, birisi çocuğuma soru sorduğunda cevap vermiyor, ortamda da çekingen duruyor, kendini ifade edemiyor.” diye yakınırsınız. Bu yakınmaların sizden kaynaklanabileceğini hiç düşündünüz mü? Aslında çocuklarımızla iletişimde verdiğimiz mesajlar farkında olmadan onları; cesaretsiz, kendini ifade edemeyen bireyler yapıyor. Zaten korku kültürünün temeli de bu. Çocuğunuzla inatlaşmak, onu tehdit etmek, gelişmesine fayda sağlamaz. Ne sizin açınızdan ne de çocuğunuz açısından olumlu sonuçlar verir.

Korku kültürünün çocukta oluşturduğu diğer olumsuz durum ise; “sen değersizsin bu yüzden isteyen sana bağırabilir, kızabilir, anne babanı sinirlendirme seni sevmezler, insanları sinirlendirecek şeyler yapma, toplumun istediği gibi davran, insanlar sana istediği gibi kızabilir bu yüzden kimselere güvenme, insanların sözlerini dinle, ne diyorlarsa onu yap, sesini çıkarma yoksa kızarlar“. Hatta seni öpmek isteyen büyüğün karşısında “ses çıkarma ayıp!” gibi düşüncelere kapılabilirler. Maalesef ki bu düşünceler çocukları cinsel istismara uğradıklarında; polise gidemeyen, aileye anlatamayan, korkularından ses çıkaramayan çocuklar haline getirebiliyor. Tehlikenin farkında mısınız? Cesaretli, kendine güvenen, araştırma ve keşfetmesini bilen, kendini ifade edebilen, en önemlisi de çocuğunuzun bir birey olarak gelişmesini istiyorsanız korkutmayı bir disiplin aracı olarak kullanılmamalıdır.

Çocuklara nasıl davranmalı?

Peki, ebeveynler sağlıklı bireyler yetiştirmek varken neden korkutarak, inatlaşarak, kızarak çocuğu eğitme yoluna gider? Muhtemelen ya korku kültürünün hakim olduğu bir ailede yetişmiştir ya da sakin, uysal bir çocuğa bakmanın daha kolay olduğunu düşünüyordur. Unutulmamalıdır ki sağlıklı bireyler yetiştirmek özen gerektirir ve bu da ailedeki sevgi, muhabbet ve anne babanın şefkati ile olur.

Davranışlarınızı Nasıl Değiştirebilirsiniz?

Günlük hayattan birkaç örnekle açıklamak gerekirse;

Yemeğini yemiyorsa “yemeğini yemezsen annen olmam!” değil de “yemek yemediğini görüyorum, aç kalabilirsin; akşam yemeğinden sonra yemek yemiyoruz biliyorsun” dediğinizde beklentinizin net olduğunu ve duygusal davranmadığınızı göstermiş olursunuz.

Çok şeker yiyorsa: “Çok şeker yersen doktor sana iğne yapar” değil de “çok şeker yediğin için dişlerin çürüyebilir. Dişlerini fırçalamalısın. Doktora gidelim bakalım dişlerin hakkında neler söyleyecek?” diyebilir diş sağlığı ile ilgili videolar izletebilirsiniz. Böylece cezalandırmadan çocuklarınızın sizi dinlemesini sağlayabilirsiniz.

Odasını toplamıyorsa “odanı toplamadan dışarı çıkmak yasak” değil de “oyuncaklarını oyuncak sepetine kaldırmanı istiyorum. Bunu şimdi mi yoksa dışardan geldiğinde mi birlikte yapalım” diyebilir böylece isteğinizi daha net ifade etmiş ayrıca çocuğunuzun karar verebilme yeteneğini geliştirebilirsiniz. Bunun gibi daha birçok tutum sıralayabiliriz.

Doğan Cüceloğlu’nun sözleriyle özetlemek gerekirse, “Çocuk korkacaksa, birilerini kırmaktan incitmekten korksun, bir karınca, dalında bir çiçek bile olsa… Korkacaksa, insanları hayal kırıklığına uğratmaktan korksun, ruhunu yaralamaktan…Korkacaksa eğer bir çocuk, ne kendine ne başkalarına faydalı olamayacağı asalak bir hayatı yaşamaktan korksun…Korkacaksa, kendisini yaratan, yoktan var eden, bunca nimetlere gark eden Yaratıcı’ya, Rabbe nankörlük etmekten korksun…

*Bu yazı Psikoloji Ağı editörleri tarafından Psikoloji Ağı Yayın İlkelerine göre düzenlemiştir.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *

Input your search keywords and press Enter.
Araç çubuğuna atla