Şimdi Okunuyor:
Biz Hariç Herkes Psikolog
Tam İçerik 5 minutes read

Aslında bu yazının mesleki deneyimlerle ilgili olması gerekirdi fakat yeni mezun bir psikolog olarak içine girdiğim iş hayatının mesleki deneyimden uzak olması, aklımdaki yazı temasını etkiledi. Yazının ana teması daha çok psikolojiye ve psikologluğa çevrenin bakış açısı oldu.

Şu anda bu yazıyı yine neler yapabileceğimin bilinmediği bir özel kurs merkezinin rehberlik servisinde yazıyorum. 6 aylık bir mezun olarak üçüncü işimde çalışmaktayım ve şu an olduğum nokta ilk iki işe göre bir nebzede olsa mesleğime en yakın olduğum nokta ya da böyle değerlendirmek zorunda kalıyorum.

Yeni mezun olduğum için bu yazıyı mesleki terminoloji yüklü yazma isteğimi gerçekleştiremiyorum. Ayrıca toplumun büyük kısmı tarafından anlaşılmayan bir mesleği yine anlaşılmayacak o mesleğe ait terimlerle anlatmayı mantıklı bulmuyorum.

Büyük bir şehirden memleketime dönünce -iş bulabilirsem ve kendimi kanıtlarsam- küçük bir şehirde ismim daha hızlı duyulur fikriyle iş aramaya koyuldum. Birkaç başarısız girişimden sonra bulunduğum şehirde alanımda iş bulamayacağım korkusu ağır bastı ve tanıdık yönlendirmesiyle ünlü bir cips-içecek firmasının dağıtıcısı olan bir şirkette işe alındım. Görüştüğüm şirket yöneticilerinin beyanlarına göre eğitimime uygun masa başı bir işim olacağını düşünüyordum hatta bitirdiğim bölümle bu işin çok alakalı olduğu, sıkı çalışırsam yükselebileceğim dahi söylendi. Müşteriyi ikna, ihtiyacı kestirme vs. gibi durumların mesleğime uygun olduğu yani tüketici davranışını bilmenin bu işte avantaj sağlayacağı söylendi.

Beklediğim masa başı işi bulamadığım gibi işsiz kalma korkusu marketlere, bakkallara kamyonetle cips dağıtımı, reyon dizimi, sipariş alımı gibi beceriler içeren bir işi yapmam sonucunu doğurdu. Reyon dizilimi, cips paketi renkleri aldığım tüketici davranışı dersine göre psikoloji kuramlarına ve bulgularına göre ayarlanmış şeylerdi ancak bunların bir merkezden ayarlandığını bilmek dışında alanımla yaptığım işin alakası yoktu. Tam bu noktada çalıştığım birimin şefinden o cümleyi duydum: “En iyi psikolog biziz”.

Bu cümleyi duymama sebep olan süreci anlatayım. Şefimiz; işi yapabilir miyim, işle ilgili görüşlerim nelerdir sorularına cevap almak için beni yanına çağırdı. Kendinden çok emin bir pazarlama şefi olarak, şirket merkezinden aldığı hedef ödüllerinin önünde bütün heybetiyle oturuyordu. Ben oturur oturmaz bu işin üniversite mezunu olmaya benzemediğini, insan ilişkilerinde daha aktif olmam gerektiğini söyledi. Sonra benimle ilgili gözlemlerini aktardı. Özet olarak bakkal sahipleriyle kötü iletişim kurduğumu, sadece ürünü satmaya hedeflenip, samimiyet kuramadığımı, sert mizaçlı olduğumu sıraladı. Bu şekilde nasıl psikoloji okuduğumu, insan sarrafı olamadığımı, cips pazarlamanın gerçek hayat olduğunu söyledi ve son olarak o vurucu cümle geldi: “Pazarlamacılık insanları tanımayı, gözüne bakıp ihtiyacı anlamayı gerektirdiğinden EN İYİ PSİKOLOGLAR BİZLERİZ!”

Zaten satacağı bir ürünü alan bir market sahibi düşünün, cips satan pazarlamacı geliyor, o pazarlamacı ile ilişkiniz ne olursa olsun önceliğiniz paranız kadar satış kapasitenize uygun ürün almak olur. tabii satamadığınız son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin iade edildiğini ve yerine ücretsiz ürün alabildiğinizi bildiğinizden fazla ürün almaktan çekinmezsiniz. Koyulan satış hedefleri, iade alınan ürünlerin maaştan kesilmesi uygulamaları bu işi kurulan iletişimden bağımsız hale getirmekteydi. Birim şefine psikolojinin insan sarraflığı olmadığını, kullanılan testleri, ölçekleri, değerlendirme ve görüşme tekniklerini anlatmaya çalışsam da başarılı olamadım. Meslekleri kutsallaştırma bununla beraber kendi değerinin mesleğinin zorluğuna, rolüne bağlı olduğunu düşünmekten kaynaklanan bir yaklaşımdı bu.

Bir meslekle ilgili bilgisi olmadan sırf kendi mesleğini kutsallaştırmaya araç olarak o mesleğin uzmanı olduğunu öne sürmek de oldukça yaygın. Bir psikolog “en iyi pazarlamacılar biziz” derse bunun mesleğine pek katkısı olmaz. Aynı şeyi bir pazarlamacı söylediğinde psikolojinin toplumdaki bilinmezliğinin yanı sıra bilinen cazibesi ve geniş bir alan olması bu söylemi işlevsel kılar. Bu alanın eğitimini almış birine dahi aslında o alanda ondan daha iyi olduğunuzu söyleyebilirsiniz (!).

Gerçek olan; bir psikolog olarak market sahibinin çocuk sayısı, son zamanlardaki satışları, eğitim durumu gibi değişkenlerin pazarlamacılık yaparken beni ilgilendirmediği. Market sahibi psikolojik destek almak ya da yeni bir satış stratejisi geliştirmek için bana başvurmadığı sürece bu bilgilerle alan bilgilerimi (gerek klinik gerekse endüstri) harmanlayarak verebileceğim bir karşılık yok. Özellikle küçük bir şehirde çalışıyorsanız psikolog unvanınız olsa bile bu tarz yaklaşımlar hayatınızın doğal akışı haline geliyor. Meslekler iç içe geçiyor, yapabildiklerinizi anlatmanız zorlaşıyor. Psikoloji, arkadaş ortamında “hadi benim psikolojimi çöz” şakalarına indirgeniyor ya da ilk defa gördüğünüz insana sohbet arasında tanı koymanız isteniyor. Bu isteklerin mantıksızlığını anlatmak yormaya başladığında “onu ben bile çözemem“, “o bana diplomamı yaktırır” gibi acı cevaplara mecbur kalıyorsunuz.

Pazarlama şefi dışında da en iyi psikologlar çıkıyor. Psikoloji öyle bir alan ki birçok uzmanı var, tabii hayat üniversitesi çıkışlı. Çocukluk arkadaşlarınız da memlekete dönünce bir anda en iyi psikolog kesilebilir. Biri hakkında çözümleme isteyip siz tepkisiz kalınca “ben çözdüm tanısı bu” diyebilir. Ardından gelecek cümle de bellidir: Aslında benden de iyi psikolog olur.

Kusura bakma arkadaşım. Olmaz! Bu da senin okuduğun bölüm gibi disiplini olan bir bilim dalı, kendi içerisinde uzmanlık alanları ve her uzmanlık alanına göre çalışma prensipleri var. Mesleki etiğe uyarak ve belirli uygulamaları esas alarak insanlarla görüşülüyor, araştırmalar yapılıyor, alt dallarda çalışmak için uzmanlaşmak gerekiyor ve bunlara temel olacak dersler veriliyor okullarda. Kısaca “nasıl durduk yere benden de iyi doktor olur diyemiyorsan benden iyi psikolog olur da diyemezsin” şeklinde cevap veresi geliyor insanın ama ne yazık ki psikolog olmak pazarlama şefinin de dediği gibi ilişkilerde dengeli olmayı gerektirdiğinden gülüp geçiyorsun :’)

Biraz geleneksel iç dökme seansını andıran yazıma, psikoloji biliminin ne olduğunu kendimize ve çevremize nasıl anlatmamız gerektiğiyle ilgili daha etkili çalışmalar yapmak ve bunu genele yaymak ihtiyacına değinerek yavaş yavaş son veriyorum. Kısa süre çalıştığım pazarlama işinin ardından mesleğimin ne olmadığını anlatmada daha fazla enerji harcadığım rehabilitasyon merkezi deneyimimi de sonraki yazımda anlatmak istiyorum.

Sağlıcakla kalın…

*Bu yazı Psikoloji Ağı editörleri tarafından Psikoloji Ağı Yayın İlkelerine göre düzenlemiştir.

4 yorum

  • Gerçekten ellerinize sağlık. Psikolog olarak alanda çalışmanın ve bulunmanın getirdiği o ruhsal yükü çok net biçimde anlatmışsınız. Mezun sayısı ve istihdam sayısı arasında böylesine uçurum olan bir bölüm olduğunu öncelikle bir gerçeklik olarak kabul etmek gerekiyor. Bu anlamda, yazınız herkesin deneyimlediği ancak -şaka vurup gerçekliği sindirmekten ve- dillendirmekten kaçındığı bir duruma parmak basma cesaretini gösteriyor. Bunca mezunun bu durumu en sert biçimde dile getirmesi gerekiyor. Psikolog olarak anlatımınız için teşekkür ediyorum. Sıradaki yazınızı sabırsızlıkla bekliyorum.

    • Yorumunuz için çok tesekkur ederim. Psikoloji toplumda adından çok fazla bahsettirirken hakkında en az bilgi sahibi olunan alanlardan. Sadece mesleki donanım sahibi olmak yetmiyor bu alanda ayni zamanda mesleğin ne olduğunu anlatmak başlı başına bir iş. Bu ağ gibi oluşumların bu anlamda rolü çok önemli. Çözüm yollarını da tartışacağımız çalışmalarda görüşmek dileğiyle.

  • Avatar Mine kocaballi

    Çok takdir ettiğim bir yazı. Yeni mezun her psikolog bunu yaşamak durumunda bırakılıyor maalesef. Kendi adıma 24 yıldır sürekli damgalanmaktan ve mesleki tacize uğramaktan kurtulabilmis değilim. Diğer yazılarınızı da bekleyeceğim. Bu konuda benim de sayfamda çekmiş olduğum bir video var. Senkronize yapmışız sanki
    Umarim daha istediğiniz gibi bir meslek yaşamınız olur.

    • Yorumunuz için çok tesekkur ederim alanda deneyimli bir meslektaştan bunları duymak çok güzel. Videonuzu izledim gayet açıklayıcı olmuş tebrik ederim. Hepimiz için daha verimli meslek yaşamları olur umarım. Görüşmek üzere.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *

Input your search keywords and press Enter.