Şimdi Okunuyor:
Yurt Dışında Staj Deneyimi
Tam İçerik 5 minutes read

Yurt dışında staj ile alakalı “Ana dilim olmadan nasıl staj yapacağım? Görüşmelere mi gireceğim? Benim hiçbir tecrübem yok ki!” diye kaygılandığınızı duyar gibiyim. Bu sorulara, henüz gerçekleştirdiğim klinik staj deneyimi çerçevesinde cevap vermeye çalıştım. Umarım bu yazı, sizlerin sorularını da cevaplar.

Başka bir yazımda (Mitlerle dolu bir konu: Yurt dışında staj yapmak) bahsettiğim staj adımlarını tamamlayıp gönderdikten sonra bir ay kadar cevap için bekledim. Kabul belgem Portekiz’de bir sivil toplum kuruluşundan geldi. Burası aklınıza gelen hastaneler ya da rehabilitasyon merkezi gibi değil. Madde bağımlılığı tedavisi üzerine uzmanlaşmış bir merkez.

Terapötik Kommünite adını verdikleri bir alanda tatil köyü havasında odalar, kafetarya, boş zaman aktiviteleri için mekanlar ve büyüklüğünü tam olarak bilmediğim bir bahçe mevcut. Sadece bahçenin içinde çin çeşmeşi, sera ve iki adet şapel bulunuyor. Merkeze gelen kişiler ilk günü hayretle etrafı gezerek geçiriyor. Psikolog ve sosyal hizmet çalışanları hemen danışanların yanında çalışıyorlar. Merkez; insanların aktivite yaparak zamanını değerlendirmesi, grup aktiviteleri, grup terapileri ve bireysel terapiler üzerine işliyor. İnsanların aktivite yaparak zamanını değerlendirmesini “occupational therapy” olarak adlandırıyorlar. Tam çevirisi ile ergoterapi. Kurumdaki düzen; gruplar halinde bahçe işleri, boyama ya da tamir işlerinde bulunup işlerin sürdürülmesini sağlamak üzerine kurulu.

Gitmeden önce bunların hiçbirini bilmiyordum ve korktuğum tek bir şey vardı: “Tam olarak ne yapacağım, ne yapacağım da psikoloji stajı yapabileceğim?”. Sorularınızın her biri, gittiğinizde cevaplanacak. Bu yüzden endişelenmeyin. Kabul belgenizde ne yapacağınız her zaman yazar ama biliyorsunuz stajyer olmak Türkiye’de biraz belirsizdir, bu yüzden beklentilerim biraz farklıydı.

Yaptığım iş ise insanlara aktivitelerde eşlik etmekti. Aktiviteler sabahları bahçe işleri, boyama ya da tamir işleri gibi oluyordu. Öğleden sonra ise nüks grupları, grup terapileri ve seminerler yapılırdı. Nüks grupları yaklaşık 14 hafta süren ve her haftasında bireylerin madde alımına ilişkin düşünceleri, nüksü engelleme durumları gibi basamaklardan oluşuyordu. Grup terapileri çoğunlukla eğitici, duygusal zeka ya da sinir kontrolü üzerineydi.Seminerler benim en ilgimi çeken kısımdı çünkü her hafta toplumsal cinsiyet eğitimi veriliyordu.

Yurt Dışında Staj Deneyimi

Staj yaptığım kurum

Benim işim ise tüm bu programda hastaların yanında olmak, etkileşim sağlamaktı. 30 kişi, sabah 9 ‘dan akşam 6’ya kadar hep beraberiz. Şanslıydım çünkü burada aynı zamanda yurt dışından gelen insanlar da vardı. Bunun dışında genç kitle İngilizce biliyordu. Bilmeyenler ise konuşmaya çalışmaktan çekinmiyordu. Hiç İngilizce bilmeyen kişinin bile taşlardan oyun yapıp iletişime geçtiğini gördüm. İnsanlar konuşmak anlaşmak isteyince her şeyi kullanıyorlar. 

 “Hadi ben İngilizce biliyorum, insanlar da biliyor. Ne kadar derin konuşabiliriz ki?”. Biraz düşününce aslında kendimizi de her zaman kelimelerle ifade etmediğimizi hatırlarsınız. Mimik  ve beden dili bazen her şeydir. Ama benim yaşadığım ve net gördüğüm tek şey, insan anlatmak isterse her yolu deniyor ve kendini anlatıyor. Bu süreçte bir yandan da psikolog olmadığımızı bilerek bu işe devam etmek gerekiyor. Ben bir psikolog değilim. Öğrenciyim ve bunun sınırları içerisinde insanlarla etkileşim içinde oldum. Ancak bazen tüm olay bu sınırları belirlemekte. Bana sorarsanız İngilizcem iyi değildir ama neleri anlattığımı Türkçeye çeviremem. Çünkü dil, frekansınızı değiştirdiğinizde sizinle gelen ve sizin uyum sağladığınız bir şey.  Yine de her stajda herkes İngilizce bilecek ya da bilmese bile sizinle konuşacak diye bir kaide yok. Çünkü burada çalıştığım hastaların kriterleri de önemli. Madde bağımlılığı olan insanlar bu bağımlılığı yenmek için gerçekten bütün boş vakitlerini bir aktiviteye ayırıyorlar ve maddeyi düşünmemek adına ellerinden geleni yapıyorlar. Çekingen ya da suskun değiller.

Bunun dışında ilerleyen zamanlarda kendim bir aktivite yapmak istedim. Bir proje sundum ve belirli engellerden dolayı devamını getiremedim. Türkiye’den gelmiş stajyer bir öğrenci olarak daha fazla nazımı çekmek istememiş de olabilirler. Madde bağımlıları pasif bir şekilde duran insanlar değiller. Sürekli sorgulama halinde olabilirler. Sizin sorulara cevap veremeyişiniz onlar için bir yıkım olabilir. Çünkü bir otorite sembolüsünüz. Ne kadar tersini söyleseniz de onlar iyileşme için buna ihtiyaç duyuyorlar. Mesela “İçki içiyor musun?” dediklerinde, “Amsterdam’da kahve dükkanına gittin mi?” diye sorduklarında, etik olanın hayır demek olduğunu düşünmüyorum. Çünkü bu da bir cevap. Bu, evet seninle özel hayatımı paylaşabilirim demek. Bir sınır ve bir izin. Tüm bu nedenlerden aktiviteyi tek yapmaya yetkinliğim yoktu ve diğer psikologların da vakti yoktu. Dolayısıyla iptal ettik.

Bunun dışında çalışma arkadaşlarınız, yine her yerdeki çalışma arkadaşları gibi olabilir. Benim iş arkadaşlarım yanımda her zaman Portekizce konuşurdu ve çoğunlukla olayları, hastaların durumunu anlamazdım. 3 saatlik süren toplantılarda bile Portekizce dinlerdim. Sonrasında bu durumu kendileriyle paylaştım.Yanlış anlaşılmasın herkes İngilizce biliyordu. Garip bir konuşma olsa da sonrasında İngilizce konuşmaya gayret ettiler. 

Tüm bu serüvenlerden dönerken, diyebilirim ki psikolojiye kültür bazında bakmak yeni bir açı katıyor insana. Beden dili, iletişim, sınırlar… Belki de en önemlisi zaman içerisinde sınırlılık getirmede edindiğim deneyim. Umarım siz de kendinize uygun bir kurum bulabilirsiniz. Çünkü staj, bizi her şekilde geliştiren bir tecrübe. Bu tecrübeler sayesinde danışanları gördüğümüzde bir kitap değil bir insan görebiliyoruz.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *

Input your search keywords and press Enter.