Şimdi Okunuyor:
Ürperten Cümle ”Sen Bencilsin”
Tam İçerik 4 minutes read

Bencillik kelimesini duyunca ürperiyor musunuz? Hakkında şiirler, sözler yazılmış bu kavram çoğu insan için sadece kötü bir kişilik özelliğinden daha fazlasını ifade etmez. Oysa bencillik insanlığın varoluş teorilerinin içinde bile kendisine yer bulan aynı zamanda felsefi bir yönü olan geniş bir kavram. En sevdiğin sanatçının konserine son bir bilet kalmışsa arkadaşlarına söylemeden önce senin alman bencillik midir ya da bir yakının ağır hastaysa ve acil kan gerekiyorsa aynı kan grubuna ihtiyacı olan onlarca hasta arasından o kanın senin hastana verilmesini çok istemen bencillik midir? Kimin ne kadar bencil olduğunu koşullar etkiler mi veya her koşul herkes için eşit midir? Direkt kötü olarak hafızalarımıza kodlanmış bencillik kavramı, sandığımız kadar kötü bir şey mi, gelin birlikte karar verelim.

Felsefi Açıdan ”Bencil olmak”

Felsefi açıdan bencillik denildiğinde benim aklıma ilk olarak 17. yüzyılın önemli filozoflardan Thomas Hobbes gelir. Kişinin sadece kendisini ve kendi çıkarlarını düşünmesi olarak tanımladığımız bencillik Hobbes’a göre her insanın doğasında olan bir özellik. Hobbes, bütün davranışlarımızın kendimizi koruma içgüdüsünden ve “ben sevgisi”nden çıktığını öne sürer. Yani tüm davranışlarımızın asıl amacı kendi varlığımızı sürdürebilmektir, bu noktada da başkalarıyla çıkarlarımız çoğu zaman uyuşmaz ve insan, doğası gereği bencil davranır. Tam da bu nedenle Hobbes o meşhur sözünü söylemiştir: İnsan insanın kurdudur.

Yani Hobbes aslında tüm insanların doğası gereği bencil olduğunu ve yapılan her davranışın bir şekilde kendi çıkarını korumayı amaçladığını iddia eder. Gerçekten de böyle mi?

O en yakın arkadaşım. Tabi ki kendimden önce onun iyiliğini isterim. Konsere kalan son bileti çok istiyorum ama o da çok hevesliydi, biletimi ona vereceğim.” Sevdiği birisi için hiç bencilce davranmayan hatta diğer insanlar tarafından takdir edilen bir davranış örneği. Peki bu Hobbes’u haksız çıkarır mı? Bir düşünelim… Arkadaşımızın mutlu olmasını istememizin temel sebebi onun mutluluğunun bizi mutlu edecek olması değil mi ya da daha somut düşünürsek onun yakın arkadaşımız olmasından çok memnunuz ve hep arkadaşımız olmasını istiyoruz. Onun arkadaşlığından mahrum olmamak için biletimizi veriyoruz ki bizimle arkadaşlığı güçlensin, günün birinde bitme ihtimali azalsın. Bir bakıma ona konserin biletini verirken farkında olarak ya da olmayarak kendi çıkarımız için olan arkadaşlığını alıyoruz, güçlendiriyoruz… Bu açıdan bakınca Thomas Hobbes haklı gibi geldi değil mi?

Biyolojik Açıdan Bencillik

Biyolojik açıdan baktığımız zaman da karşımıza Richard Dawkins tarafından ortaya atılan Bencil Gen Teorisi’ çıkıyor. Genlerimiz sürekli var olmayı ve gelecek kuşaklara aktarılmayı amaçlar ve insanları hayatta kalma ihtimallerini arttıran davranışlara yönlendirirler. Yani bizler aslında biyolojik nedenlerden dolayı da yaşama içgüdüsüne göre hareket ederiz. Kıtlık artsa bile insanlar üremeye devam eder, yiyecek yemeğin olmaması bile çoğalmayı durduramaz. Akrabalarımıza yardım etme olasılığımız daha yüksektir çünkü daha fazla ortak gen paylaşırız ve biz fark etmesek de genlerimiz kendi varlıklarının devamı için bizim davranışlarımızı şekillendirir.

Bu bilgiler ışığında yazının başındaki soruları yorumlayacak olursam şunu söyleyebilirim ki bazı koşullarda içgüdülerimiz bizi yönlendirir. Bir durum karşısında bencil davranabilmemiz için bu durumdan elde edeceğimiz çıkarlar önemlidir ve her durumdan herkes eşit çıkar elde edemez bu nedenle bencillik içinde bulunulan duruma göre değişiklik gösterebilir. Yani hepimiz yerine göre az veya çok, bilerek ya da bilmeyerek bencil davranabiliriz. Tabii ki kendini fazla önemsemeyen ve insanlara karşı son derece fedakar olan insanlar yok değil. Fakat fedakar insanların varlığı yukarıdaki iki yaklaşımı da tam anlamıyla çürütemez. Zaten bu teoriler de bencilliği tamamen kötü bir kişilik özelliği olarak açıklamaz. Kısaca denetimimiz dışında gerçekleşen bir içgüdü olarak ele alır. Evet bence bencillik sandığımız kadar kötü bir şey değil ve eğer Hobbes ya da Dawkins haklıysa herkesin bencilce davrandığı bir dünyada fedakar olmak ne kadar akıllıca? Yine de belirtmek istiyorum ki bencilliğe bu açıdan bakmak sürekli kendi çıkarlarımıza göre davranmamızın nedenini açıklasa da süreğen bencilliği desteklemez. İnsan; doğası gereği bencil olabiliyorsa yeri geldiğinde fedakar da olabilmelidir. Çünkü bana göre yine doğamızdan gelen sevgi kavramı bencillik kavramından biraz daha güçlüdür.

Okuma Önerisi : Richard Dawkins – Gen Bencildir


*Bu yazı Psikoloji Ağı editörleri tarafından Psikoloji Ağı Yayın İlkelerine göre düzenlemiştir.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *

Input your search keywords and press Enter.