Şimdi Okunuyor:
Mutlu ve Huzurlu Bir Evlilik için Yapılması Gerekenler
Tam İçerik 5 minutes read

Hepimiz mutluluğu arıyoruz. Mutlu evlilik, mutlu ilişkiler, mutlu bireyler, ailede mutluluğun sırları…

Mutluluk; hayat boyunca peşinden koştuğumuz, hep yakalamaya çalıştığımız, bulduğumuzu sandığımız bir duygu mudur? Peki mutluluk nedir? Durum mudur, eşik midir? Sürekli midir? Yoksa bir düşünce midir? Mutluluk var mıdır? Mutlu evlilik nasıl olur?

Evlilik ve mutluluk oldukça geniş, yoruma açık, çok boyutlu ve göreceli kavramdır. Burada birkaç boyutuyla ele alalım. Çiftlerden her biri farklı çevre, farklı eğitim, farklı kültür ve aileden gelir. Üstelik evliliğe yükledikleri anlamlar, beklentiler, düşünceler de farklıdır. Kendi bireysel geçmişlerindeki alışkanlıkları da düşünürsek, iki ayrı dünyanın aynı evde, anlaşarak ve mutlu bir hayat sürdürmeleri beklenmektedir.

Evlilik öncesinde bu farklılıklar hoş ve eğlenceli görünürken, evlilik esnasında daha fazla ortak noktada buluşabilmek amacıyla birbirini değiştirme eğilimi baş gösterir. Yanlış tam da buradadır. Değiştirmek yerine kabul etmek, evlilikteki mutluluğun anahtarıdır. Çünkü bu farklar, ilişkiyi renkli ve dinamik tutar. Farklılıklarımızı kabullenmek, yenilmek değildir. Aksine, farklılıklarımızı kabul etmek birbirimize inanmak, güvenmek ve birlikte yürümek için el ele vermek, renkli ve yeniliklerle dolu bir dünya oluşturmaktır.

Eşimizin farklı özelliklerini kabul edebilmek ne kadar önemliyse, kendi özelliklerimizi de kabul edebilmek aynı şekilde önemlidir. Kendimize ait tercih, beğeni ve hedeflerimizi önemsemez ve ikinci plana atarsak, biz de mutsuz oluruz. Bir süre sonra, eşimize kin duymaya bile başlayabiliriz. Böylece, birbirini anlamayan iki insan haline geliriz. Oysa, tercihlerimizi ve beğenilerimizi esas alarak yaşamak bizim dürüst, açık ve şeffaf olmamız anlamına gelir. Ve evlilikteki ortak değerlerimizin oluşması için sağlam bir zemin oluşturur.

Evlilikte mutlu ve huzurlu olmanın temel yollarından biri de saygıdır. Saygı kelimesinin içini dolduralım. Bizi biz yapan özelliklerimizi korumak, önemsemek, kendimize saygımızı oluşturur. Eşimizin tercihi, beğenisi, fikir, davranış ve yaşayışını önemsemek de ona olan saygımızı gösterir. Saygı, kişinin kendisinin dışındakilerin farklı düşünüp davranabileceğini, daha farklı özelliklere sahip olabileceğini kabul etmektir.

Evlilikte saygı unsurunu oluşturan bir diğer öğe; mesafelerimizi ayarlayabilmektir. Evlilik ve yakın ilişkiler dediğimizde, bu yakınlığı abartıyor olabiliriz. Yakınlık, zamanımızın planlanması, görüşeceğimiz kişilerin kim olduğu ve olmadığı, kimlerle arkadaş olabileceğimiz, ne yiyip ne içebileceğimiz, nasıl giyineceğimiz gibi konulara gelince can sıkıcı oluyor. Kendimizi sınırlanmış, kısıtlanmış ve belki de kontrol altına alınmış gibi hissediyoruz. Bunlar bize, kendi benliğimiz yok sayılıyor ve varlığımız önemsizleştiriliyor duygusu verebilir. İşte bu noktada, aramızdaki mesafeyi gözden geçirmemiz doğru olacaktır. Her şeyi birlikte yapmak, her yere beraber gitmek, her türlü etkinliğe beraber katılmak zorunda değiliz. Aramızda cennetin rüzgarlarının esip dolanabileceği mesafeler bırakabilmeliyiz. Bu mesafeler, birbirimizin farklı hayatlar yaşaması anlamına gelmesin. Evliliğin kendine has birliktelik dokusunu bozmayacak ve sadakat içeren bir mesafeden söz ediyorum. Ayrılık, uzaklık, başkalık değil. Tıpkı dans eder gibi, belli bir ritimde, aradaki mesafeyi koruyarak ve müziğe uygun salınımlarla…

Uzun süren evlilikler içerisinde, bazı duygularımız törpülenebiliyor, ilişki sıradanlaşabiliyor. Peki evlilikte ilişki nasıl olmalıdır? Aslında yapmamız gereken, ilk yıllardaki ilgiyi, sevgiyi ve özeni sürdürebilmek. Buradaki altın kural, ilgilenebilmektir. İlgili olmak, sevdiği yemekleri, sevdiği futbol takımını, sokakta her gün beslediği hayvanı, umutlarını, hobilerini, sevdiği çiçekleri, hangi renklerin ona yakıştığını, kimlerle birlikte olmanın onu mutlu ettiğini bilmektir. Canının sıkkın olduğunu fark edebilmek, nazlanmak istediğini görebilmek, konuştuklarının ardındakileri anlayabilmek, susmasının ne anlama geldiğini bilmek, ihtiyaçlarının olduğunu fark edip yanında olabilmek… İşte bütün bunlar, ilgili olmanın altını besleyen ve ilgi odağımızı belirleyen tavırlardır.

Mutlu evliliğin sırlarından bir diğeri; güvenli bağlanma kavramıdır. Duygusal bağlanma, fiziksel bağlanma kadar önemlidir. Eşimizle, fiziksel ve duygusal yakınlık kurarız ve bunu sürdürürüz. Kendimizi güvensiz hissettiğimizde, mutsuz olduğumuzda veya zayıf hissettiğimizde, eşimize ulaşmak isteriz. Ayrı olduğumuzda eşimizi özleriz. Çevreye açıldığımızda veya işlerimize daldığımızda, eşimizin bizim için orada olduğunu biliriz ve ona güveniriz. Bu güvenli bağlanma ve sadakat duygusu ile kendimizi güçlü ve sarmalanmış hissederiz. Bu bağlanma hali, bizi ve ilişkimizi besler.

Evlilikte eşini mutlu etmenin yollarından biri de denge unsurudur. Denge her konuda geçerlidir. Evin kullanımı, misafir kabul etme, iş bölümü, kök ailelerimizle ilişkilerimizin düzenlenmesi, beslenme, çocuk bakımı, bütçe planlaması, alışveriş, iletişim, sosyal hayat, zaman yönetimi… Tüm bunların hepsinde karşılıklı dengeye ihtiyacımız vardır. Eşlerin mutluluk, huzur ve doyumu evliliklerinde ve yuvalarında bulabilmelerinin sırrı dengededir.

Cinsel hayat evliliğin dinamosudur. Cinsel olarak birbiriyle mutlu olan eşlerin, evlilikleri daha uzun ve daha doyumludur. Cinsellik, mahrem, gizli ve çok özel bir alandır. Bir binanın tuğlalarını bir arada tutan harç gibidir. Eşler birbirlerine saygılı, özenli, kibar ve nazik davranmaları durumunda mutluluğa erişmeleri kolay olur.

Evlilik aşkı öldürmez. Mutlu evlilik mümkündür, uzun süren mutlu evlilikler de mümkündür. Toparlamak gerekirse; mutlu evliliğin formülü, farklılıklarımızı olduğu gibi kabul edebilmek, saygılı davranabilmek, mesafelerimizi koruyabilmek, içten ilgi gösterebilmek, güvenli bağlanmak ve dengeyi koruyabilmektir.

Bu yukarıda saydıklarımız bir anda olup bitecek şeyler değildir. Eğer; evliliğiniz içerisinde yolunda gitmeyen durumlar oluşursa, çift olarak kendi içinizde bu problemleri çözemezseniz ve kısır bir döngüye kapıldığınızı hissederseniz, aile danışmanlığı eğitimi almış bir psikologdan destek alabilirsiniz.

Yazar hakkında detaylı bilgi için: www.psikologzehrabekki.com

*Bu yazı Psikoloji Ağı editörleri tarafından Psikoloji Ağı Yayın İlkelerine göre düzenlemiştir.

Yazı hakkındaki görüşlerinizi bildirebilirsiniz.

Input your search keywords and press Enter.