Şimdi Okunuyor:
Duygusal Zekanın İnsan Yaşamındaki Önemi
Tam İçerik 4 minutes read

Yüksek bir IQ yaşamda refah, prestij veya mutluluk garantisi olmasa da okullarımız ve kültürümüz, akademik başarılara dayanmakta; kişisel kaderimiz için ise çok önemli olan duygusal zekâyı göz ardı etmektedir.
Daniel Goleman


Gün geçtikçe toplumsal yaşam, iş, eğitim ve öğrenme karmaşık ve zor bir hal almakta. Artık hemen hemen aynı düzey teknik bilgi ve eğitime sahip kişilerin bir arada bulundukları alanda sivrilebilmeleri için sadece eğitim, mesleki başarı ve performans gibi etmenler yetmiyor. Bu rekabet ortamında kişiler artık farklı sosyal, bilişsel ve kişisel becerileriyle de fark oluşturabiliyor. İşte bu becerilerin oluşumu ve gelişimindeki önemli faktörlerden biri ise EQ olarak da bilinen duygusal zeka.

Her şey yaklaşık 2 bin yıl önce Plato’nun “öğrenmenin duygusal bir temeli vardır.” demesiyle başladı. Duygusal zeka, duyguların asıl sebeplerini anlama, karar alma, duyguları akıl ve mantık ile en doğru şekilde yönetebilme ve ilişkileri daha sağlıklı hale getirebilme yeteneğidir.. Bununla beraber IQ doğuştan geldiği kabul edilen kişisel zekamızdır diyebiliriz. Genel olarak düşünme ve akıl yürütme yeteneğimizin bir değerlendirmesidir. IQ puanı, bu yetenekleri aynı yaştaki kişilerin çoğunluğu ile karşılaştırmanın standart bir yoludur. Yapılan araştırmalar iş, aile ve okul yaşamındaki başarının IQ kadar EQ tarafından da belirlendiğini ortaya koymuştur (Bridge, 2003, s. 8-10).

IQ ve EQ birbirine karşıt değil, birbirinden farklı kavramlardır. Zekanın derecesini değiştirmek kolay değildir (Baltaş, 2001). Oysa duygusal olgunluğun gelişmesi mümkündür. İnsanlar yaşamları boyunca deneyimlerinden ders aldıkça duygusal zeka (EQ) gelişmeye devam eder. EQ önemli sorunları çözmemiz ya da önemli bir karar vermemiz gerektiği zaman IQ’nun yardımına koşar, süreci daha nitelikli ve daha kısa süre içerisinde sonuçlandırmayı sağlar (Goleman, 1996).

Araştırmalar EQ’nun, hayatımızdaki başarının yüzde 80’inden sorumlu olduğunu gösteriyor. Yaşamımızdaki sosyal alanlara baktığımızda da en iyi performans gösterenlerin başında IQ’su yüksek olanlar ya da teknik bilgisi çok olanlar değil; insan ilişkileri iyi olan, insanlarla sağlıklı iletişim kurabilen, duygusal olgunluk düzeyi (EQ) yüksek kişiler yer alır (Baltaş, 2001, s. 70). Bu yüzden Harvard B. Review, EQ’nun “mesleki başarının anahtarı” olduğunu söylemektedir. EQ’nun yaşamda ve iş hayatındaki başarının belirleyicisi olarak büyük bir etkiye sahip olması, onun doğuştan gelen bir yetenek mi yoksa geliştirilebilir bir beceri mi olduğu sorusunu gündeme getirmiştir. Bugüne kadar yapılan araştırmalar doğuştan gelen özelliklerle beraber bunun, öğrenmeyle geliştirilebileceği doğrultusunda hemfikirdir. Araştırmalar göstermektedir ki iş başarısında; IQ %1 ile %20 arasında başarı getirirken EQ’su yüksek olan kişilerde iş başarısı %27 ile %45 arasındadır (Stein ve Book, 2003, s. 32).

Duygusal Zeka'nın Günlük Yaşamdaki Etkisi Görseli

Görsel Tasarım: Patswerk

Daniel Goleman (1996) duygusal zeka bağlamında, belirli bir işte ne kadar iyi olduğumuzu belirleyen şeyin, ilişkilerimizde kendimizle nasıl başa çıktığımız olduğunu söyler ve duygusal zekayı beş ana unsurda inceler;

Öz Farkındalık: Duygularınızı, güçlü yanlarınızı, zayıf yönlerinizi, değerlerinizi ve hedeflerinizi bilmek. Kararlarınızı yönlendirmek için içgüdüsel hisleri kullanırken kararlarınızın diğerleri üzerindeki etkilerini de tanımlamak.

Öz Denetim: Yıkıcı duyguları ve dürtülerinizi yönetmek, yönlendirmek ve değişen koşullara uyum sağlamak.

Sosyal Yetenek: İnsanları istediğiniz yöne taşımak için onların duygularını yönetmek.

Empati: Özellikle karar alırken diğer insanların duygularını tanımak anlamak ve düşünmek.

Motivasyon: Başarıya ulaşmak için kendini motive etmek.

Günlük hayatta ve mesleki yaşamda EQ’nun geliştirilebilmesi için kişi bu 5 temel bileşen üzerinde çalışabilir. Sonuç olarak duygusal zeka; duyguları akıl ve mantık ile en iyi şekilde yönetebilmek ve ilişkileri daha başarılı bir hale getirebilmektedir. Yaşamın hangi alanında olursa olsun bireylerin ve kurumların sahip oldukları duygusal zeka ve bunu etkin bir şekilde kullanabilmesi, başarının elde edilmesinde temel bir faktör. Bireylerde olduğu gibi kurumların da sahip olduğu yüksek duygusal zeka onların performansını arttırmada etkili bir araçtır (Baltaş, 2001). Organizasyonlar, kurumlar ve başarılı çalışma süreçleri için vizyoner olmak önemlidir. Vizyoner olabilmek ise entelektüel zekanın yanı sıra yüksek duygusal zekayı gerektirir.


Kaynakça

  • Aslan, Ş. (2004). Öğrenen organizasyonlarda duygusal zeka kavramı. Selçuk İletişim, 3(3), 113-119.
  • Baltaş, A. (2001). Değişiminin içinden geleceğe doğru ekip çalışması ve liderlik. İstanbul: Remzi Kitabevi.
  • Bridge, B. (2003). Duyguların eğitimi. İstanbul: Beyaz Yayınları. 
  • David, L. (2014). “Emotional Intelligence (Goleman),” in Learning Theories. https://www.learning-theories.com/emotional-intelligence-goleman.html.
  • Goleman, D. (1996). Duygusal zeka; Neden IQ’dan daha önemlidir?. (B.S. Yüksel, Çev.). İstanbul: Varlık Yayınları. 
  • Somuncuoğlu, D. (2005). Duygusal zeka yeterliliklerinin kuramsal çerçevesi ve eğitimdeki rolü. Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Dergisi, (11), 269-293.
  • Stein, J.S. ve Book, E.H. (2003) Duygusal zeka ve başarının sırrı. (M. Işık, Çev.). İstanbul: Özgür Yayınları.

*Bu yazı Psikoloji Ağı editörleri tarafından Psikoloji Ağı Yayın İlkelerine göre düzenlemiştir.

 

1 yorum

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *

Input your search keywords and press Enter.