Şimdi Okunuyor:
Devlet Hastanesinde Psikolog Olmak
Tam İçerik 4 minutes read

Başlıktan da anlaşılacağı gibi devlet hastanelerinde psikolog olmak üzerine bilgilendirmelerde bulunmaya çalışacağım.

Mesleğimizin birçok alt uzmanlık alanı olmasına rağmen ülkemizde “Klinik Psikoloji” alanının öne çıktığını görüyoruz. Bunun çeşitli sebepleri olabilir, akla ilk gelen sebeplerden biri hemen hemen her üniversitede klinik psikolojide yüksek lisans programlarının olması. Bir diğer nedeni ise mesleğimizdeki diğer uzmanlık alanlarının ya açılmaması ya da açılsa dahi kontenjanlarının çok sınırlı sayıda olması olabilir. Daha birçok neden sayılabilir. Belki bir sonraki yazıda mesleğimizin dünü, bugünü ve yarını üzerine yazılabilir.

Neredeyse bütün kamu kurumlarında psikologlar için istihdam açılmasına rağmen, devlet hastaneleri meslektaşlarımızın tercihleri arasında ön plana çıkmaktadır. Mesleğimiz için her kurumun avantajları ve dezavantajları vardır. Önce hastanede çalışan psikologların avantajlarından bahsetmek istiyorum. Bir iyi bir kötü haberim var deyip önce iyi haberden başlamak gibi…

Klinik alanda mesleğimizi en iyi icra edebileceğimiz kurum sağlık bakanlığı bünyesindeki devlet hastaneleridir. Klinik üzerine uzmanlaşmak isteyen meslektaşlarımız ya da meslektaş adaylarımız için daha iyi bir kurum düşünemiyorum.

Psikologlar Devlet Hastanelerinde Neler Yapar?

Hastanelerde; bireysel görüşmeler, aile görüşmeleri, çift görüşmeleri, çocuk-ergen-yetişkin görüşmeleri, projektif-objektif testler yapılabilmektedir.  Hastanelerde açık -yarı açık- kapalı yataklı servislerinde, AMATEM yani Alkol Madde Tedavi Merkezi polikliniğinde (ayaktan-yataklı), ÇEMATEM yani Çocuk Ergen Alkol Madde Tedavi Merkezi (ayaktan-yataklı) polikliniğinde, Palyatif servisinde, Toplum Ruh Sağlığı Merkezinde hastaları gözlemleme -görüşme- takip etme fırsatı olabilmektedir. Ayrıca grup görüşmeleriyle grubu yönetme, grubu takip etme üzerine de tecrübe kazanılabilmektedir.

Birçok hastanede sağlık kurulu mevcuttur. Sağlık kurullarında psikologlar genellikle test yaparlar. Testlerin sonucuna göre değerlendirmeler yapılabilmektedir. Testler sadece sağlık kurulu hastalarına değil, poliklinik hastalarına da uygulanabilmektedir. Bu testler arasında MMPI, AGTE, WISC-R, KENT EGY, SMMT , SMMT-E gibi birçok kişilik-zeka-demans testleri yer alıyor. Testler sonucunda rapor ihtiyacı olduğu için rapor yazma üzerine tecrübe de kazanılabilmektedir.  Bakanlık bünyesinde “hizmet içi eğitim” diye tabir edilen ve “bakanlık onaylı” eğitimler de verilebilmektedir. Bu eğitimler sertifikalı eğitimler olup resmi eğitimlerdir ve ücretsiz verilmektedir. Yazmadan edemeyeceğim, keşke alanımızdaki bütün eğitimler (gerek testler gerek terapi eğitimleri) bakanlık tarafından standardize edilip bakanlık bünyesinde verilebilseydi. Bu sayede verilen eğitimlerden ötürü ranta dönüşen alanımızı ranttan kurtulmuş olunacaktı. Konuyu çok fazla dağıtmadan yine kaldığım yerden devam ediyorum.

Sorunlar

Avantajları çok fazla olan devlet hastanelerinin dezavantajı aslında pek yok. Bu kadar güzel deneyim kazanılıyorken neden dezavantaj olsun ki… Şimdiye kadar mevcut olan sistemsel sorunlardan ötürü psikologlar emeklerinin karşılığını alamaması en büyük hak kayıpları arasında yer almaktadır.

Hastanelerde çalışan psikologları doktor zannedilmesi ve alınan maaşların doktor maaşları kadar olduğu düşünülmesi, hastanelere psikologlara direkt giriş yapılmayıp diğer uzman hekimler aracılığıyla hasta/danışan kabul edilmesi, bütün testleri-görüşmeleri (bireysel-çift-aile vb.) yapmasına rağmen sistemde görünmemesi, hastalarla birebir ve özel görüşüldüğü halde yıpranma payının olmaması, döner sermaye kat sayısının ve tavan dönerin çok düşük seviyede olması, psikologların görevleri ve sorumlulukları tam olarak bilinmemesi ve açık bir şekilde yazılmaması, 3 (üç) farklı maaş (sabit maaş -sabit döner- ek performans) alınmasına rağmen emekliliğe sadece sabit maaşın etki etmesi (örneğin toplamda 5000 TL’ye yakın maaş alan bir psikolog, emekliliğin sabit maaş üzerinden örneğin 2500 TL yatması), birkaç gün yıllık izin kullanılmak istense bile performans maaşı diye adlandırılan ödemenin yok denecek kadar azalması hatta hiç verilmemesi, devlet hastanelerde çalışan psikologların yaşadığı sorunlar arasında yer alıyor.

Biz psikologlar fazlasını değil verilen emeklerin fark edilmesini bu doğrultuda emeklerimizin hakkını istediğimizi bilinmesini istiyoruz. Psikologlar yardımcı sağlık personeli olarak değil asıl sağlık lisansiyeri sınıfında yer alınmasını, ek göstergelerin o doğrultuda güncellenmesini, hastaneye gelen danışanlar/hastalar psikoloğa direkt giriş yapılabilmesini istiyoruz.

*Bu yazı Psikoloji Ağı editörleri tarafından Psikoloji Ağı Yayın İlkelerine göre düzenlemiştir.

4 yorum

  • Merhabalar, kpss ile atanıp hastanelerde çalışırken yüksek lisans yapmak istesem bu süreç nasıl ilerliyor acaba?

  • Merhaba. Ben özel bir hastanede psikolog olarak çalışmayı düşünüyorum. Yazdıklarınız da özel bir hastane için geçerli mi ?

  • Avatar Ece Ekinci

    Merhaba. Psikoloji lisans egitiminden sonra yüksek lisans yapmadan önce devlet hastanesi ya da diğer kamu kurumlarında çalışmayı planlıyorum. Fakat lisans eğitiminde sizin de bildiğiniz üzere uygulamaya dair eğitim verilmiyor. Diyelim ki lisanstan sonra kpss ile atandım. Hastanede zeka testi vs. Eğitimleri de bilmediğim için ne yapacağım. Böyle bir durumda bocalamamak için son sınıfta ucretli eğitimler almam gerekli diye düşünüyorum. Gerek var mı sonraya ertelenebilir mi yoksa alınmalı mi ? Alınması gerekiyorsa da hangi eğitimler alınmalı? Teşekkürler şimdiden 🙂

    • Avatar Hasan

      Almanıza gerek yok, hastane ilgili eğitimleri size veriyor ya da aldırıyor

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *

Input your search keywords and press Enter.