Şimdi Okunuyor:
Bipolar (İki Uçlu) Bozukluk Ne Kadar İyi Tanınıyor?
Tam İçerik 4 minutes read

Bipolar bozukluğu olduğu kabul edilen ünlü ressam Vincent van Gogh’un doğum günü olan 30 Mart Dünya Bipolar Günü olarak kabul edildi. Günümüzde pek çok sanatçı, yazar, şair toplumun genel bir kesimi tarafından “delilik” olarak damgalanan ruhsal hastalıkların bu çeşidiyle başa çıkmaya çalışmışken, hasta/hasta yakınları ve toplumun geri kalanı bipolar bozukluğu ne kadar iyi tanıyor peki? Bipolar bozukluk, eski adıyla manik depresif, iki uçlu ya da iki kutuplu bozukluk olarak adlandırılan bir duygudurum bozukluğudur (Çakır S.).

Bu bozukluk, kendi içerisinde DSM-V kriterine göre üç çeşitten oluşmaktadır; İki Uçlu I Bozukluk, İki Uçlu II Bozukluk ve Siklotimik (döngüsel) Bozukluk. Bu iki uçlu bozuklukların birbirinden farklılık göstermesi mani şiddetinin nasıl olduğu ve ne kadar sürdüğüyle ilişkilidir. İki uçlu I bozukluk, en şiddetli yaşanan bozukluk olarak bilinir. Hasta, burada en az bir kez manik epizod yaşamış olması gerekirken,  II bozuklukta ise en az bir kez hipomanik epizod yaşamış olması gerekmektedir. Manide, hastalar yoğun ve taşkın bir duygu içerisinde olmakla birlikte aynı zamanda aşırı asabiyet gösterebilmektedirler. Hipomanide ise aşırılık, maninin altındadır ve sadece işlevsellikte değişiklikler yaşanmaktadır. Bununla beraber, siklotimik bozukluk ise bir kronik bozukluktur. Yetişkinlerde siklotimik bozukluk en az 2 yıl boyunca hafif depresyon ve hafif mani belirtileri mevcut olması beklenirken, çocuklar ve ergenlerde ise bu süreç 1 yıldır. Genel olarak bakıldığında, duygularını normal düzeyde yaşayan kişilere göre bipolar bozukluğa sahip bireyler duygularını çok abartılı yaşar ve bu abartılı duygular davranışlarını etkilemesine sebep olur, böylece toplum tarafından da bir “farklılık” oluştururlar (Taşkın EO. 2007). Öte yandan, depresif atak yaşadıkları dönemde negatif bir ruh hali içinde olurlar. Bu süreçte hasta yakınlarının tutumları çok önemlidir, suçlayıcı yaklaşıldığı takdirde hastalar ve hasta yakınları arasında ciddi bir çatışma meydana gelebilmektedir.

iki uçlu bozukluk

Hastalar, mani döneminin içerisindeyken yaptığı davranışları normal algılayabilir. Genel olarak bakıldığında, kendini olduğundan çok daha yüksekte hissetme, büyük düşünceler, çok para harcama, aşırı hızda araba kullanma, libido artışı ve kendini aşırı enerjik hissetme mani, yani taşkınlık döneminde verilecek davranış örnekleridir (Çakır S.). Bu sebepten dolayı hastalar tedaviyi mani evresinde reddedebilecekken, depresif atak yaşadıkları takdirde yardıma ihtiyaç duyduklarının daha çok farkına varmaktadır. Bu evrede aile bireyleri ve yakınları hastanın yanında olmalı, hastalık hakkında bilgilendirilmelidirler; çünkü bu ataklar yaşamları boyunca tekrarlayıcı bir şekilde devam edebilmektedir. Bu yüzden hasta yakınlarının hastalık hakkında bilgilenmesi, hastayı davranışları dolayısıyla suçlamaması, diğer insanlardan ayırmaması hem hastaya hem de hastanın yakınlarına yarar sağlayacaktır, aksi bir durum hastayı hastalığı dolayısıyla damgalamak olur. Damgalama ruhsal hastalığa sahip olan bireylerin hastalıkları kadar sıkıntı yaşadıkları bir başka sorundur ve bu sürecin başlaması genellikle bir ruhsal hastalık tanısı ile gerçekleşir (Taşkın EO. 2007). Damgalama (stigma), ciddi bir sorundur çünkü bir kişiyi ruhsal hastalığından dolayı damgalamak demek hastanın “utanılması” gereken bir durum içinde olduğunu öne sürmektir.

Ruhsal bozukluğu olan bireylerin damgalanması bireylerin özelliklerine bakılmaksızın “tehlikeli” ve “ne yapacağı belli olmaz” olarak algılanmasına sebep olmaktadır. Bu durum da hastanın, özellikle depresif atak yaşadığı dönemdeki sürecini zorlaştırır ve hastanın, kendini oldukça yalnız hissetmesine sebep verebilir; çünkü damgalanan kişiler kendilerini dışlanmış hissedebilmektedir. Diğer yandan, damgalama, hastanın ihtiyacı olan sosyal desteği almasının da önüne geçmektedir. Bozukluğu yaşayan kişi, tedaviye başlamadan önce toplumdan edindiği bu tür damgalamalardan ötürü sosyal açıdan reddedilmeye maruz kalacağını düşünerek tedaviyi geri çevirebilir. Bu durum, hastalık sürecinin intihar vakalarıyla sonuçlanmasına bile sebebiyet verebilir. Ruhsal hastalıklara yönelik damgalama yaygın bir şekilde toplumlarda görülebildiği için özellikle hastanın/hasta yakınlarının hastalıklarla ilgili bilgilenmeleri, hastanın ruh sağlığı açısından iyi bir etkileşim oluşturacaktır. Böylelikle, karşılıklı olarak birbirlerini daha iyi anlayabilecekler, çatışmalar azalacak, affedici yaklaşımlar sağlanabilecektir. Bununla beraber, ruhsal bozukluğa sahip birey, istediği ve ihtiyaç duyduğu sevgiyi de alabilmiş olacaktır. Ruhsal bozukluklarla ilgili var olmakta olan bu katı kalıpların ve yanlış yargıların değiştirilmesi için toplum, uzman kişiler tarafından bilinçlendirilmeli ve bilgilendirilmelidir.

Bipolar Bozukluğu (İki Uçlu Bozukluk) Konu Alan Film Önerisi

Aşkı Kollarına Yaz (To Write Love on Her Arms) (Film Önerisi)

*Bu yazı Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji Kulübü Online Psikoloji Dergisi için hazırlanmış olup ardından Psikoloji Ağı editörleri tarafından Psikoloji Ağı Yayın İlkelerine göre düzenlenmiştir.


Kaynakça

Oral T. Delilik ve Veliliğin Yollarının Kesiştiği Kavşak: Bipolar Bozukluk ya da Nam-ı Diğer “Manik Depresif Hastalık.”

Taşkın EO. Ruhsal hastalıklarda damgalama ve ayrımcılık. Stigma Ruhsal Hastalıklara Yönelik Tutumlar ve Damgalama. 1. Baskı, Taşkın EO (ed), İzmir, Meta Basım Matbaacılık 2007: 17-30.

Çakır S. Bipolar bozukluk deliliğin neresine düşüyor?

Çakır S. Bipolar Bozukluk Nedir?

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *

Input your search keywords and press Enter.