Şimdi Okunuyor:
Psikoterapistlerden Kesitler
Tam İçerik 7 minutes read

New York’ta yaşayan bir psikoterapist ve fotoğrafçı olan Sebastian Zimmermann, Fifty Shrinks (50 Deli Doktoru) adlı çalışmasına 13 yılını harcadı. Psikoterapistlerin merak edilen odalarının ve onların paylaşımlarının aktarıldığı bu çalışma, özellikle terapist olmak isteyenler için son derece can alıcı olacaktır. (Kişilerin adlarına tıklayarak öz geçmişlerine ulaşabilirsiniz)

“Birkaç fotoğraf çekiminden sonra, daha gerçekçi bir betimleme için, terapistlerle yaptığım etkileyici konuşmaları da eklemem gerektiğini anladım… Bunlar, insanların genellikle görmediği, özel iş yerleri.” – Sebastian Zimmermann

Martin Bergmann, Psk. Dr.

Martin S. Bergmann

“50 seneyi aşkın süredir psikanalistim ve her gelen hastanın yeni bir şeyler paylaşabilme yetisini inanılmaz buluyorum. Bazen bir hastanın o kadar çok anlatmak istediği şey oluyor ki, şaşırıp kalıyorum. Sanki analist, sadece kendi yaşamını değil, sayısız birçok kişinin hayatını yaşıyor. Sanırım ben bu şekilde ölümle bir pazarlık yapmış durumdayım; aslında birçok kişinin hayatını yaşayarak hile yapıyorum.”

Jamieson Webster, Psk. Dr.

“Ben ölçümlerin değiştiği bir dünya hayal ediyorum. Sorumuz “Neye umutlanmalıyız?” olmamalı – çünkü bu hep bir hesaplama gerektirir. “Nereden umutlanırız?” diye sormalıyız Nereye düşeriz? “Hepimiz düşüyoruz.” demişti Rilke, Autumn (Sonbahar) adlı şiirinde, ve bu bizi tek bir soruya yöneltir: “Hepimizin düşüşünü tutabilecek şefkatli eller var mı?” Bu, hastaların psikanalistlerine yönelttiği en temel sorudur. Bundan önce, Yaratıcı’nın bizi elleriyle tuttuğuna inandığımız bir dünyada, rahiplere yöneltilmiş bir sorudur.”

Michael Eigen, Psk. Dr.

“Odamın orasına burasına takılan hastalar vardır. Ve “Bu niye böyle?” ve “Bu benimle (terapistle) ilgili ne anlama geliyor?” bunları konuşurlar. Bir hasta, bu odada bulunmanın psikotik annesinin içinde bulunmaya benzediğini, ve benimle çalışamayacağını söyledi. Bir başkası, sandalyeyi beğenmedi, ve eğer ben bir sandalyeyi bile önemsemiyorsam, onu nasıl önemseyeceğimi sorguladı. Seanslar sihirli olabilir; kişinin ruh hali içsel ve dışsal çevresini dönüştürür… Duygular ön plana çıkar ve kendi dünyasını yaratır … Çoğu kişinin özel bir biçimde ilişki kurmaya ihtiyacı vardır. Belki de bizim dünyamız buna açtır.”

Otto F. Kernberg, Psikiyatr Dr.

“Ben sıklıkla ağır kişilik bozukluğu olan, tüm adaptasyonları ve toplumsal etkileşimleri bozulmuş olan hastalar ile çalışıyorum. Bu tür hastalarda ana belirtiyi “kimlik dağılımı” olarak tanımlayabiliriz. Bunu, kişinin kendiliğini diğerleri karşısında bütünleştirememesi durumu olarak açıklayabiliriz.”

Marsha Rosenberg, Psikiyatr Dr.

“Ben genelde başka pratisyenlerin çalışmakta zorlandığı çok zor hastalarla çalışabilmekle tanınırım. Bu hastaların çoğu çok kızgın, ve toplumdan soyutlanmış bireylerdir. Mesela, bir dönem oldukça zeki ama çok düşmancıl tutumları olan bir kadınla çalışıyordrum. Bana her seansta bağırıyordu, hatta kahvesini koltuğuma dökmekle beni tehdit ediyordu. Ona sesini alçaltmasını söylediğimde, ‘Siz benim psikiyatristimsiniz! Sizin benim size bağırmama izin vermeniz gerek! Bu yüzden ben sana para ödüyorum.’ diyordu. Diğer insanları kendisinden korkutarak kaçırdığının farkında bile değildi – o zamana dek çok az kişi onu bu durumla yüzleştirmişti.”

William L. Salton, Psk. Dr.

“Bir değerlendirmede, bu kaleyi görünce gözleri parlayan bir çocuk  biliyorum. Çocuk, bu geniş hol ile kuleler arasında ne olduğuna dair detaylı bir drama oynattı. Şövalyelerden birinin içki problemi vardı. Büyük holde ise, şövalye sadece ama sadece bir kadeh şarap içmeye çok dikkat ediyordu… Aslında, kalede olup bitenler çocuğun birebir hayatında olanları temsil etmiyor; onun fantezilerini aktarıyor. Anlatılanlar gerçek değil. Travmaya maruz kalmış çocuklar olayları kelimesi kelimesi ve sahnesi sahnesine anlatmazlar. Oynadıklarıyla bir duygu aktarırlar. Çocuk bir yönetmendir, ben de prodüktör.”

Donna Bassin, Psk. Dr.

“11 Eylül olaylarından sonra, Valilik bana şehir sakinlerini yas tutmada yardım etmek için danışmak istedi. Duygusal olarak çok yoğun ve yüklü bir işti. Bir gece, çok huzursuz edici bir rüya gördüm. Odamda bir oyun evi var, ve ertesi gün kendimi seanslar arasında oyun terapisi yaparken buldum. Oyun evini düzenliyordum ve umutsuz bir halde oyun evinin içindeki mobilyaların yerlerini değiştiriyordum. Sonra, iğne delikli kamera alıp 45 dakikalık pozlar çektim. Resim çekerek hissettiklerimle başa çıkmaya çalışıyordum. Kendi kendimi tedavi etmeye çalıştım. 11 Eylül’den sonra psikoterapistlerin hastaları aracılığıyla şahit olduklarıyla nasıl başa çıkacaklarına dair birçok konuşma oldu. Benim için sanatım her zaman benim terapim oldu.”

Pamela Thorp

“Bugünlerde tedavimin bir parçası olarak EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) kullanmaktayım. EMDR kuramı; travma yaşayan bir kişide tüm özgün imgelerin, inançların, duyguların, beden duyularının ve duyusal uyaranların rahatsız edici anılar olarak beyinde yalıtılmış sinirsel yolaklarda sıkışmasına dayanmakta.” – Pamela Thorp, Klinik Sosyal Hizmet Uzmanı

Albert Ellis, Psk. Dr.

“Evrenin bugünkü kadar çürümüş olmamasını isteyerek, hissettiğimiz çökkünlük ve öfkeyi bizler yaratıyoruz. Gerçek şu ki, bütün evren çürümüş değildir ya da yaşamın tümü çürük değildir. Yalnızca bir takım ögeleri öyledir. Birçok iyi şeyle birlikte, kötü şeylerin de olduğunu benimseyin, elinizden geldiğince bunları değiştirin ve değiştiremeyeceğiniz şeyi de kabullenin. Unutmayın, hissettiğiniz yolu yaratan düşüncelerinizdir. Bu hiçbir zaman umutsuz olmamaktır. Benimseme, burada kapı açıcıdır.”

Maria Taveras

“Zürih Jung Enstitüsüne bir ziyaretten New York’a dönmemin üzerine, bir öz dönüşüm gereksiniminin işareti olarak yorumladığım, bir kadının yılanlara dolanmış olduğu bir dizi rüyalar gördüm. Bu, Jung’un yılanları değişimin ulağı olarak yorumlamasına karşılık gelir. Düşlerimden birinde, bir ses bana bu görüntüleri biçimlendirmemi buyurdu. Öncesinde hiç kil yapmamıştım, ancak bilinç dışımı dinledim ve bugüne kadar sanat yaratmayı sürdürdüm. Yontularımdan ve resimlerimden birkaç örneği iş yerimde bulundururum.” – Maria Taveras, Klinik Sosyal Hizmet Uzmanı

Kirkland C. Vaughans, Psk. Dr.

“Benim beğeni anlayışım Afro-merkezli bakış açımdan gelen Afrika sanatıdır. Bu, benim kim olduğumun bir parçası. Beyaz bir analist, Afrika sanatını iş yerine sokarsa, bu iyi bir beğeninin ötesine geçmez. Afrika sanatını sergilemeyi ben seçtiğimde ise daha kişisel, kimliğimin bir yanı olarak yorumlanır; ki bu da doğru. Yeni gelen kimi zenci hastaların, ilk tepkilerinin şöyle olabileceğini düşünebiliyorum: ‘Buradan çıkmak istiyorum. Bu adam zenci kişiliğiyle orada, burada ve şurada. Kendi zenci yanımla uğraşmak istemiyorum. Beyaz bir analiste gitmeyi yeğlerim’. Bir bakıma, bu hastaları yanıt vermeye zorluyorum. ‘Tamam o zaman bu tepki ile neler yapabileceğimizi görelim’ dediğimde karşılıklı konuşma başlar ve ardından gerçek terapötik çalışma başlayabilir.” – Kirkland C. Vaughans

Steven J. Lee, Psikiyatr

“Eğitimim sırasında, birkaç kez kokain depreşmeleri yaşayan çökkün bir hastam vardı. Danışmanlarımdan birisi, temiz kalmak konusunda ciddi olana kadar ona yardım edemeyeceğimi söyledi. Ancak bu hastanın temiz kalmak konusunda çoktan ciddi olduğunu anlamayarak yanılmıştı. Bana yine kullanmaya başladığını söylemek için içeri girdi. Geri çevirilmeye değil daha çok sağaltıma gereksinimi vardı. Bağımlılığın yüksek tansiyondan çok da farklı olmadığını görünce, düş kırıklığını değiştirmeme sabırla izin verdi. Ve yüksek tansiyonlu insanlar gibi bağımlıların da gerçekten iyileşebildiğini gördüm.”

Abby Stein

“Suçlu, 71 yaşındaki bir kadını izleyip, tecavüz eden, döven ve çekiçle öldüren bir ergendi. Olayın ardından oturma odasına girdi, bir atıştırmalık alıp televizyon izledi. Genç, bir ara kurbanına kalp masajı yapmış; hatta 911’i aramış ancak çağrı merkezi, aramayı yanıtlamadan telefonu kapatmış. Suçlu, suçu sırasında cebinden kırışmış bir tıbbi randevu kartı bulunmasına karşın herhangi bir girişimde bulunmadığı için yakalandı. Ben, bu davada suçlunun kötü şansı olduğuna inanmıyorum. Benim deneyimlerime göre, bilinç durumları dışında şiddet suçlarına etki eden başka etmenler de var.” – Abby Stein, Dr.

Albert J. Sbordone

“Çocuk gay olduğunda, baba oğlunun diğer erkeklerden farklı olduğuna ilişkin ipuçlarını alır. Ancak büyük olasılıkla yinede, onunla aynı yaşlarda olduğu zamanki, kendi geleneksel erkek ilgi alanlarına onu katmaya çalışacaktır. Çoğunlukla gay çocuğun yapmak istediği şey bu değildir. Genellikle çevrede top oynamazlar. Bu yüzden, baba reddedilmiş, kafası karışmış, şaşkın ve benzeri duygular yaşar ve sonuç olarak oğlandan uzaklaşır. Oğlan, babasının babası gibi olan öbür erkek çocuklarla ya da kardeşleriyle daha kolay zaman geçirdiğini görecektir. Oğul onunla bir şeylerin yanlış gittiğini duyumsamaya başlar ve baba ile oğul arasında bir çatlak oluşur.” – Albert J. Sbordone, Sosyal Hizmet Uzmanı, Dr.

Dr. Robert Porter

“1943 yılında Washington’da Saint Elizabeths Hastanesinde bir depoda ordu stajyeri olarak çalıştım. O günlerde hala insülin koması ve elektroşok tedavisi kullanıyorduk. Ayrıca birkaç lobotomi yaptım. Operasyon odasındaydım, lökotomileri düzenliyordum, kafataslarında delikler açıyordum. Kesin bir işlemdi; ancak bir sürü, sürekli, korkunç bunalımlarla karşı karşıya kaldık ve buna karşılık o dönemde iyi bir ilacımız da yoktu. Bir kez, Nazi yanlısı bir ozan olan Ezra Pound’u getirdiler. Deli olduğunu söylediler, ama ona dokunmazlardı. Çok ünlüydü.” – Robert Porter, Doktor


BuzzFeed‘in derlediği bu yazıda, 7 kişi Pavlov’s Partner‘dan Uzm. Klnk. Ayşe Canan Altındaş tarafından ve 8 kişi bizim tarafımızdan Türkçeye çevrilmiştir.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *

Input your search keywords and press Enter.