Şimdi Okunuyor:
Sosyal İnşacı Yaklaşım Nedir?
Tam İçerik 4 minutes read

Sosyal İnşacı Yaklaşım (Konstrüktivizm), psikoloji ve sosyolojinin ilgilendiği toplumsal fenomenler üzerinden ilerleyen bir yaklaşımdır. Toplumdaki bireyin aktif bir biçimde rol almasıyla benliğin oluştuğunu ve sosyal düzenin de durmaksızın bir oluşum içerisinde olduğunu savunur. Sosyal İnşacılık için toplumsal hareketle yaşamayı öğrenmek sadece adapte olmak değildir. Birey, mevcut olana uyum sağlamak dışında, sürekli hareket halinde olan toplumsal bir değişimin aynı zamanda yaratıcısıdır. 

Birey, yaşamın başladığı andan itibaren bir sosyalleşme bütününe maruz kalmaktadır. Aileden başlayan bu oluşum, ölene kadar sayısız kültürle karşılaşır. Bireyin bu kültüre maruz kaldığı tabi konumu (subject position) çok kritiktir. Bireyler uyum sağladıkları sosyal biçimde inşa edilen rollerin, tabi konumun, bir koleksiyonudur (Calhoun, 1994). Bireyin cinsiyeti, annesinin ve babasının yaşı, sahip olduğu kardeş sayısı, cinsel yönelimi gibi birçok etken onun için toplumda bir pencere oluşturur. Bu pencereden yığınla bilgi karmaşası izlenir. Toplum, bu pencereden bireye işler. Kişinin duyum girişine aldığı her bilgi görülmekle kalmayıp, bağ kurulup içselleştirilir. Duygular bu süreçte ilişkinin oranını belirler.

Birey de bu pencereden toplumu değiştirir. Aynı kişi tarafından yaşanan benzer olayların bile her seferinde farklı tepkilerle karşılanmaması bununla alakalıdır. Birey içinde çeşitlilik zamanla, aynı kültürden bireyler arasında ve farklı kültürler arasında gözlenmiştir (Barrett, 2009). Bulunan tabi konum içinde küçük farklar bile büyük sonuçlar yaratabilir bu da bireyi asla pasif konuma düşürmez. İnşacılık, bilginin doğuştan(innate) geldiğini ya da pasif bir biçimde oluştuğunu savunan yaklaşımlara ters düşer.

Gelişim Psikolojisi ve Sosyal İnşacılık 

Sosyal İnşacılık bakış açısını benimseyen bir diğer alan da gelişim psikolojisidir. Bireyin gelişiminde sosyal çevrenin hangi düzeyde kritik olduğunu inceleme altına alır. Gelişim alanındaki birçok teorisyen genetik programın sosyalleşmeden bir adım önde olduğunu savunmuştur. Piaget için mantıksal düşünce kademeli olarak çözülen bir genetik programa göre açığa çıkar (Ferrante-Wallace, 2008). Büyük bir çoğunluk tarafından yıllarca bu teoriler referans alınırken, sosyalleşmenin çoğu alandaki kuvvetini gösteren teoriler de gelişmeye başlanmıştır. Bunlardan biri Vygotsky’nin Proksimal Gelişim Alanı kuramıdırGelişim, çocuğun bağımsız olarak bir problemi çözdüğü düzey ile yetişkin ya da ehliyetli akran yardımıyla çözebildiği düzeyin arasındaki farkla belirlenir (Vygotsky, 1978). Bu kuramda erişkin figürünün önem arz etmesi gelişimdeki sosyal inşacılık için güzel bir örnektir. 

Proksimal gelişim evresi

Proksimal gelişim evresi – Tasarım: @ysmdumanli

İnşacılık ve Duygular 

Psikoloji için kritik bir araştırma kolu da duygulardır. Duyguların işlevi, öğrenimi ve uygulanması senelerdir araştırılmaktadır. Atılan birçok teorinin arasında sosyal inşacılık teorileri de mevcuttur. Bu teoriler, duyguların işlevinin ve verilen anlamın sosyal çerçevede öğrenildiği ve sadece öğrenilmekle kalmayıp kurulan bağ ile içselleştirildiği doğrultusundadır.

Evrimsel teorilerin ışığında atılan teoriler, temel duygular (basic emotions) üzerinedir. Bu teoriler, duyguların adapte olabilmek için doğuştan geldiğini destekler. Bu teorinin en önemli temsilcisi Ekman’dır. İnşacılık için bu teoriler bazı noktalarda eksik kalır çünkü belirli bir duygu her kültür için aynı anlamı taşımaz. 

Yapılan bir araştırmada “iyi hislerin” Japonya’da bağımlı benlik algısı, Amerika’da ise bağımsız benlik algısı ile ilişkilendirildiği görülmüştür. (KitayamaMarkus & Kurokawa, 2000) Bu da bir duygunun temsil ettiği sembolün ve işlevin, kültür tarafından şekillendiğini ispat eder niteliktedir. Rosaldo(1993)Ilongot kabilesiyle yaptığı antropolojik araştırmalar sonucunda birçok analiz ortaya çıkarmıştır. Bir analizinde, Ilongot halkının keder ve hiddetli öfkeyi tek bir olgu şeklinde yaşamalarını anlatır. Ilongot kabilesi gerçekleştirdikleri “kelle avı seremonisini” belli duygusal süreçlerde yapmaktadırlar. Özellikle birinin ölümü ardından duyulan keder çok güçlüdür ve kelle avlama isteği uyandırır.  İlk başta, Rosaldo için kederde başka birinin kellesini almak isteyecek kadar öfkenin bulunması tuhaftır çünkü bulunduğu kültürde keder şeması bu şekilde biçimlenmemiştir. Belki bizler için de keder içerisinde birini öldürmek isteyecek kadar öfkeyi barındırmak anlaması güçtür.  

Ilongot kabilesinin evlilik seremonisinden bir görüntü.

Hepimiz kızgın olmak tabiriyle aşinayız. Hepimiz farklı durumlarda kızgın olduğumuzu beyan etmişizdir. Gerek bir arkadaşımıza kızdığımızda gerek bir yalanla karşılaştığımızda… Türkiye’de “kızgınlık”, üzüntü ve sinirin tek bir kategoride barınmasıyla oluşur (Mesquita Boiger, 2013). Yani her ülkede “kızgınlık” tabirini karşılayacak bir duygu tanımlanmıyor. Bu da Türk kültürüne maruz kalmayan çoğu insanın bu tabiri anlayamamasına neden olabilir. 

Sosyalleşmeden yaşaması imkansız canlılar olarak her an bilinçli ya da bilinçsiz olarak bir bilgi akışına maruz kalıyoruz. Tahmin edebildiğimizin de ötesinde aktif harekette olan toplum, bizi biz yapıyor. Bu her gün değişiyor ve gelişiyor. Sosyal İnşacılık, bireyi aktif konuma getirerek işleyişin ne kadar da karmaşık olduğunu anlatıyor. Psikoloji tarihinde çok uzun bir süreyi kapsayan davranışçı yaklaşımların basit koşullanmasına zıt düşüyor ve bizlere büyük resmi görmemizi sağlıyor.

Sosyal İnşacı Yaklaşım

Sosyal İnşacı Yaklaşım – Tasarım: @ysmdumanli


 

Kaynakça

  • Calhoun, C. (2014). In praise of worldly philosophy. Contemporary Sociology: A Journal Of Reviews, 43(5), 619-624.
  • Ferrante-Wallace, J. (2008). Sociology: A Global Perspective. 7th ed. Belmont, Calif.: Thomson Higher Education, p.98.
  • Kitayama, S., Markus, H., & Kurokawa, M. (2000). Culture, emotion, and well-being: good feelings in Japan and the United States. Cognition & Emotion, 14(1), 93-124.
  • Mesquita, B., & Boiger, M. (2014). Emotions in Context: A Sociodynamic Model of Emotions. Emotion Review, 6(4), 298-302.
  • Piaget, J. (1959). The Language and Thought of the Child (Vol. 5). Psychology Press.
  • Rosaldo, R. (1983). Grief and a Headhunter’s Rage: On the Cultural Force of Emotions. In E. Bruner (Ed.), In Text, Play, and Story: The Construction and Reconstruction of Self and Society. Washington, DC: Proceedings of.
  • Vygotsky, L. S. (1978). Mind in Society: The Development of Higher Psychological Processes. Cambridge, MA: Harvard University Press.(86)

*Bu yazı Psikoloji Ağı editörleri tarafından Psikoloji Ağı Yayın İlkelerine göre düzenlemiştir.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *

Input your search keywords and press Enter.