Şimdi Okunuyor:
Okul Öncesi Eğitiminde “Reggio Emilia Yaklaşımı” ve Çocuklar Üzerindeki Etkisi
Tam İçerik 14 minutes read

Özet

Küçük bir kasabada bir grup ebeveynin çabalarıyla oluşturulmuş Reggio Emilia yaklaşımı, günümüzde dünyaya yayılmış ve okul öncesi eğitiminde tercih edilen bir yaklaşım haline gelmiştir. Bu makale öğretmen adaylarına, öğretmenlere ve ebeveynlere Reggio Emilia yaklaşımını tanıtmak, onlara çocukların eğitimi için başka bir perspektif sunmak ve yaklaşımın çocuklar üzerindeki etkisini anlatmak amacıyla yazılmıştır.

Anahtar kelimeler: Çocuk gelişimi, okul öncesi, Reggio Emilia Yaklaşımı, erken çocukluk eğitimi…

Giriş

Okul öncesi eğitim, çocuğun gelişimi için kritik dönemdedir. Bu dönemin  öneminin kavranmasıyla Montessori, Waldorf, High Scope, Reggio Emilia… gibi yaklaşımlar ortaya çıkmıştır.

Genellikle çocukların özgürce öğrenmesi prensibine dayalı bu yaklaşımlardan bazılarının (özellikle bazı Montessori okulları) günümüzde çizgilerinden çıkıp “çocuğun özgürlüğü” diyerek gereğinden fazla serbest davranması, gelişimi önemsememeye başlaması, bizi çocuk gelişimine gerekli önemi veren Reggio Emilia yaklaşımını tanıtmaya itti.

Reggio Emilia Yaklaşımı

α. Ortaya Çıkışı

Reggio Emilia yaklaşımı II. Dünya Savaşı sonrasında İtalya’nın Reggio Emilia şehrinin Villa Cella köyünde ailelerin “tüm çocukların eşit ve kaliteli bir eğitim alması”  düşüncesiyle ortaya çıkmıştır.

Aileler, savaştan kalan tank, kamyon, silah, at vb. araçlarını satarak, elde ettikleri parayla bir okul inşa etmeye başlarlar. Ailelerin bu çaba ve isteklerinden etkilenen idealist eğitimci Loris Malaguzzi’nin de katkılarıyla “Reggio Emilia Belediye Okulu” kurulur.

Bu yaklaşımla birlikte Reggio Emilia şehrinin adı birçok kişi tarafından erken çocukluk eğitiminde “altın standart” olarak anılmaya başlanmıştır.(New, 2007, Akt: Serpil Pakdoğan)

Okul öncesi çocukların toplumda, toplumdaki insanlarla öğrenebileceği ve “çocuklarla ilgili şeylerin yalnız çocuklardan öğrenilebileceği” prensibine dayalı yaklaşım, dünya çapında ilgi odağı olmaya başlamıştır. Bu ilgi, Reggio Emilia okullarını yakından inceleme isteği uyandırmış ve çeşitli ülkelerden eğitimcileri İtalya’ya gitmeye ve yaklaşımı kendi ülkelerindeki okullara uyarlamaya yöneltmiştir. *

b.  Amacı 

Reggio Emilia yaklaşımı temel olarak çocukların öğrenmelerinin dil ve iletişim, özellikle de ifade edici dil aracılığıyla geliştirilmesini amaçlar. Çocuk aktif öğrenendir.(Yrd. Doç. Dr. Eda Kargılı, 2011)

Bu yaklaşıma göre çocuklar hem dünyayı hem de kendilerini anlamak ve anlamlandırmaya yönelik cevaplar aramaktadır. Okul öncesi eğitiminde yapılması gereken, çocuklara gelişimlerine destek olacak ve cevap bulmak için gerekli teşvik ortamı sağlayacak düşüncelerinin gelişimine olanak tanımaktır. Reggio Emilia yaklaşımı da bu bakımdan düşünceyi, kişiler arası ilişkileri ve çevreyi harmanlayarak bir eğitim vermeyi amaçlamaktadır.

Çocuk, gelişmekte olduğu sırada bir “duvar” ile karşı karşıyadır, bu duvar yetişkinlerin onlara koyduğu kurallar, yani geçmişten gelen geleneksel kurallar olup, çocuğun anlamada ve uygulamada güçlük çekeceği kurallardır. Reggio Emilia eğitiminde bu duvarın aşılması gerektiği savunulur. Çünkü çocuk kendi kurallarını kendi belirlemelidir. Böylelikle daha anlamlı kurallar oluşturabilir ve bu duvardan kurtulmuş olur.     *Örneğin: L.B. Cadwell, Reggio Emilia Yöntemiyle Harika Çocuk Yetiştirmek

c. Reggio Emilia Okulları

Reggio Emilia yaklaşımını benimseyen okullarda çocuk bilgiyle doldurulacak boş bir levha olarak görülmemektedir, öğrenmeleri için en doğru, en iyi ve en uygun fırsatlar sunulduğunda onların öğrenmeye hazır oldukları kabul edilmektedir. (Bennett, Akt: Burçin Akgün, 6 Haziran 2017)

Vygotsky ve Piaget’nin yoğun hissedildiği bu okullarda önemli olan çocuklardır. Güçlü, sorgulayan ve araştıran çocuklar, öğrenen ve yol gösteren çok rollü öğretmenler, zengin ve eğitici bir çevreyle sınıf ortamı, atölyelerde çalışmalar, öğrenci, veli ve öğretmenlerin güçlü ilişkileri, proje tabanlı öğrenme bu okulların ele aldığı temel prensiplerdir.

Bu okullar, çocukların iyi bir eğitim alabilmesi için okul, aile ve toplumun işbirliği yaparak çocuk gelişimine katkıda bulunması gerektiğini esas alır.

1. Sınıflar

Reggio Emilia okullarında, materyallere ve çocukların çalışmalarının sergilenmesine büyük önem verilmektedir. (Gandini,1997, Akt: Serpil Pakdoğan) Panolar bu önemin bir göstergesidir. Çocukların panolara ve duvarlara asılan çalışmaları onların akranlarıyla iletişim kurmaları için bir araçtır. Aynı zamanda bunlar, gün içinde çocuğun sınıfta neler yaptığı hakkında da öğretmene bilgi verir.

Sınıf ortamında gösterişli olmaktan kaçınılır, genellikle sadelikten ve şeffaflıktan yana olunur. Çocuklara kendilerini kendi baktıkları gibi değil başkalarının baktıkları gibi görebilme özelliği kazandırılmaya çalışılır. Bu özellik sınıf ortamının çoğu yerinde ayna bulundurularak kazandırılır.

Louise Boyd Cadwell, Reggio Emilia’daki okulda yaptığı gözlemlerini anlattığı kitabında sınıfı şu şekilde betimliyor: “ Ana sınıf, yüksek tavanı ve bir duvarı tamamen kaplayan, alçak pencereler sayesinde ferah ve havadar. Bir köşedeki rafın arkası aynalarla kaplı ve burası aile köşesi. Odanın tam karşısına düşen tarafta, üç basamaklı bir platform ile pencerelerin olduğu duvar arasındaki alanda tüp, huni, halka, kumaş parçaları, kabuk ve taşlar, ahşaptan hayvan ve insan figürleri gibi çeşitli objelerin bulunduğu kapalı bir bölüm var. Bilgisayar ve yazıcının yanındaki platformun üstünde posta kutuları asılı. Odanın ortasında, üç tane dikdörtgen sarı masa ve küçük sandalyeler; odanın sonunda, pencerelerin yanında ise çocukların da kullandıkları büyük, beyaz bir masa ve sandalyeler var.” (Reggio Emilia Yöntemiyle Harika Çocuk Yetiştirmek sy: 45-46)

2. Atölyeler  

Reggio Emilia okullarında, ana sınıfın dışında bir de sanat atölyeleri vardır. Atölyelerde çocuklara, soyut dünyayı somut  hale getirebilme alışkanlıkları kazandırılır. Mesela heykeltıraş atölyeleri ve resim çizme atölyeleri… Burada çocuk kendi kafasındaki soyut dünya ne ise onu somut hale getirir. Bu sayede çocuk kendini daha kolay ifade etme, yaratıcılığını gösterme ve kendini biraz daha geliştirme olanağı bulur.

Louise Boyd Cadwell, kitabında sınıfı betimlediği gibi atölyeyi de şu şekilde betimlemiş: “Oda, gözü okşayan doğal objelerle dolu; pembe beyaz deniz kabukları, pürüzsüz taşlar ve eğri büğrü ağaç parçaları, kapının yanındaki rafta hoş kompozisyonlarla sergileniyor. Büyük ve sağlam bir deve tabanının alacalı yeşil beyaz yaprakları, pencere pervazından aşağıya sarkıyor. Seramik fırını, odanın ortasındaki geniş, kare masanın üzerindeki yuvarlak sepette duran, nemli kalması için üzeri yapraklarla örtülü, kilden yapılmış kertenkele ve salyangozlar ile kapları pişirmek üzere hazır. Atölyenin arka tarafında, çocukların fotoğraflarını, doğal materyalleri kullanarak yaptıkları kolaj ve resim çalışmaları ile yazılı dokümanları sergileyen raflar var. Arka pencerelerin yakınında, çocukların duvar resimleri yaptıkları bir alan bulunuyor.” (Reggio Emilia Yöntemiyle Harika Çocuk Yetiştirmek sy: 41)

Piazza: Okullarda sınıf ve atölyelerin dışında çocukların, öğretmenlerin ve ebeveynlerin bir arada bulunup sohbet edebileceği, öğretmenlerin birbirleriyle öğrenciler ve daha birçok şey hakkında tartışabilecekleri, çoğunlukla okulun merkezinde bulunan “Piazza” denen ana avlu vardır. Atölyelerden Piazza görülebilir. Bu sayede çocuklar atölyede çalışırken dış mekan hakkında da bilgi sahibi olabiliyorlar.

3. Müfredat

Reggio Emilia okullarında eğitim gören çocukların okulu sevdiği söylenebilir. Çünkü bu okullarda çocukların doğasına, ilgilerine, meraklarına ve ihtiyaçlarına uygun müfredatlar hazırlanmaktadır.

Çocukların ellerini, akıllarını ve gönüllerini kullanarak çalışabilecekleri projelere yer verilir. Böylece çocuklar bütünleştirilmiş bir eğitim alırlar. Yani fen bilgisi, matematik, dil, sanat gibi alanları bütün olarak bir projenin içinde işlerler. Aynı zamanda proje geliştirmedeki bilimsel süreçlerde yapılan alan ziyaretleri, uzmanlarla yapılan görüşmeler, deneyler, sorulan sorular vb. çocukların bilim insanı gibi hissetmelerini ve mutlu olmalarını sağlamaktadır. Dolayısıyla Reggio Emilia okullarındaki çocuklar mutlu bireyler ve yaşıtlarından daha gelişmiş bir düşünce yapısına sahip oluyorlar.

Loris Malaguzzi’ye göre, müfredatın büyük kısmını kapsayan projelerin canlı bir konusu olmalı, çocukları kendine çekebilmelidir.

Lella Gandini’yle yaptığı röportajda Malaguzzi (1992) şöyle diyor: “İyi bir projenin birkaç temel özelliği vardır: Öncelikle çocukları heveslendirecek bir sebep olmalıdır. Her zaman bir giriş konuşması ile projenin konusu grupla paylaşılır, çocukların fikirleri alınır. Onlar yeni fikirler ürettikçe kendi fikirlerimiz de zenginleşir. Bu şekilde çocuklarla paylaşırız; topu bazen çocuklar bize, bazen biz çocuklara atarız. Büyükler çocukların çalışmasını kolaylaştıracak zemini önceden hazırlamalıdır. Yapılanları tekrar tekrar gözden geçirmeli ve anlatılanları dikkatle dinlemeli; nasıl ve ne kadar müdahale edeceklerini, çocukların motivasyonunu nasıl yüksek tutacaklarını bilmelidirler.” (Akt: Louise Boyd Cadwell, 2011)

Projelere örnek olarak, Reggio Emilia’daki okulda uygulanan Ağaç Projesi’nden bahsedebiliriz. Bu projeye göre; çocuklar okul bahçesinden iki ağacı evlat edinecek ve bu ağaçların ebeveynleri olup onlara anne babalık yapacaklardır. Ağaçlarını seçmeleri, onlara nasıl bakacaklarına ve nasıl davranacaklarına karar vermeleri, mevsimlere göre ağaçlarında olan değişimleri gözlemlemeleri ve bunların sonunda bir ağaç hakkında övgülü sözler söyleyerek onu tebrik etmek bütün bir sene süren projenin en kıymetli noktalarıdır. Bu gözlemler ve deneyimler sonucunda tüm süreçler çocuklar tarafından resmedilerek anlatılır. Böylece çocuklar çevrelerini daha iyi keşfetme ve çevreyle olan ilişkilerini bizzat hayatın içinde deneyimleyerek kavrama olanağı bulmuş olurlar.

4. Araç Gereçler

Eğitimin temel faktörlerinden biri de araç gereçlerdir. Okullar bu bakımından oldukça zengindir. Bu zenginlik, çocukların kullanabilecekleri araç gereçler ve onları kullanmak için ürettikleri fikirlerin çeşitliliği şeklindedir. Örnek olarak; içinde farklı renklerde boyalar olan kavanozlar, çeşitli boylarda fırçalar, her renk ve boyda kağıtlar, kil, oyun hamurları vb. yapay araçlar ve yapraklar, tohumlar, kozalaklar, ağaç dalları, çiçekler, kum ve toprak gibi doğal araçlar vardır. Bu araç gereçleri kullanma şekilleriyle çocuklar her birinin özelliğini, sunduğu olanakları ve sınırlarını, yani kısaca dillerini, kendileri öğrenmiş olurlar.

Tüm bu araç gereçler çocuklara etkinlik sırasında farklı şekillerde verilip, bazen bunların belli amaçlarla kullanılması istenirken bazen de çocuklar serbest bırakılarak ne yapmak istedikleri onlara bırakılır. Genellikle araç gereçlerin çocuklara veriliş şekli onlara nasıl kullanacakları hakkında fikir verirken kimi zaman da bu araç gereçler, projelerin birer parçası olarak da verilebilir. Bu araç gereçleri kullanma şekilleri sayesinde çocuklar her birinin özelliğini, sunduğu olanakları ve sınırlarını, yani kısaca dillerini, kendileri deneyimleyerek öğrenmiş olurlar.

5.  Çocukların 100 Dili

Çocuklar araştıran, üreten, gözlemler yapan, sosyal, duygusal ve bilişsel yönden kaynaklara sahip varlıklardır. Reggio Emilia’da çocuklara hayattan kesitler sunulur, deneyim edinmelerine yardımcı olunur. Bu süreçlerde çocuklar birçok sembolik araçtan yararlanabilir. En etkilisi ise oyundur.

Froebel, 150 yıl önce oyunun okul öncesi eğitimin temel etkinliği olduğunu vurgulamıştır.(Yrd. Doç. Dr. Eda Kargılı, 2011) Oyun, çocuğu bilişsel olarak öğrenmeye hazırlar. Çocuğun yakınsak gelişim alanlarının (the zone of proximal development – Vygotsky) işlevlerinin üst seviyelere çıkmasına imkan sunar.

Vygotsky’ye göre, oyunun çocuğun gelişmesinde “eşsiz” bir yeri vardır.(Bodrova ve Leong, 1998, Akt: Yrd. Doç. Dr. Eda Kargılı,2011)

Reggio Emilia okullarında çocuklara oyunlarda kurallar sunulmaz, çocuk istediği oyunu istediği şekilde oynar. Ayrıca çocuk, istediği saatte istediği süre kadar istediği materyallerle oynayabilir. Bu da çocuğun keşfetmesini ve hayal etmesini sağlar.

Reggio Emilia’nın da duyguları ve düşünceleri ifade etmeyi sembolik hale getiren ve kelime oyunları, dans, resim, gölge oyunu, drama, müzik gibi farklı oyun yöntemleri içeren “Çocukların 100 Dili” projesi vardır.

Çocukların 100 Dili projesinde, çocukların oynayabilmesi için çocuğa çeşitli materyaller sunulur. Materyaller yardımıyla çocuklar oyun esnasında bilgi dağarcığını genişletirken aynı zamanda da her birini deneyimleyerek hepsinin dilini öğrenir.

Materyaller çocukların zihinlerini, bedenlerini ve duygularını dinamik tutar. Çocuklar, materyallerin zihinlerinde oluşturduğu çağrışımlar yardımıyla eski deneyimleriyle yeni edindiklerini birleştirerek duygu ve kavrama kabiliyetlerini geliştirmiş olurlar. Ayrıca çocuklar materyallerle yeni şeyler tasarlayıp yaptıkça dış dünyaya ve kendilerinin bu dünyadaki yerine yönelik farkındalıklarını, gün geçtikçe arttırmış olurlar. Her bir materyal çocuklara kendi özelliklerini sunar. Her çocuk da kendi özelliğini materyale aktarır. Bu bakımdan materyaller çocuklara çevrelerinin zenginliğini ve karmaşıklığını anlaması için fırsatlar sunarak yardımcı olur.

6. Öğrenen Öğretmen ve Atelieristalar

Okul öncesi eğitimin kalitesi öğretmen niteliği ile yakından ilişkisi vardır. Öğretmen, çocukların ilgilerine saygılı olup, çocuğun hevesinin öğrenmeye basamak olduğunu göz önünde tutmalıdır. Çocuğun etkinliklerdeki eylemlerini istediği gibi özgürce yapmasına, eylemleriyle dünyayı ve kendi potansiyelini fark etmesine fırsat tanımalıdır.

Reggio Emilia yaklaşımına baktığımızda, eğitimci adayları olarak dikkatimizi en çok çeken kısım; öğrenciler ve öğretmenler arasındaki güçlü bağ oldu. Çünkü öğretmenler, çocukların çevreleri ile zengin ilişkiler kurmasına yardımcı olurlar. Ancak bunu yaparken hiçbir zaman kendi çıkarlarını düşünmezler, özverilidirler. Öğretmenler için çocuklara uygun programlar hazırlamak, yeni şeyler üretmek vb. yük değil, severek yaptıkları işlerdir.

Severler, çünkü bu süreçlerde öğretmen de öğrenen olarak görünür, çocukla birlikte keşfeder. Öğrencileriyle birlikte projeler yapar, ortam hazırlar, gözlemler yapar, notlar tutar, videolar çeker, öğrencilerini soru sormaya teşvik eder, grup çalışmasıyla bilişsel ve sosyal gelişimlerine destek olur. Bunları yaparken de öğrencileri hakkında analizler yapar. Analizlerini diğer öğretmenlerle tartışarak ebeveynlere aktarır. Bu şekilde öğrencilerin daha iyi öğrenmesinin yollarını arar ve bulurlar.

Reggio Emilia yaklaşımında sınıf öğretmenlerinin yanında atölyelerde çalışan “Atelieristalar” vardır. Atelieristalar, güzel sanatlar ve pedagoji eğitimi almış uzmanlardır.

Çocuk gelişiminde sanatın önemli olduğu ve eğitimde sanatın yer alması gerektiğini düşünen Reggio Emilia uzmanları, atölye çalışmaları aracılığıyla bu konu üzerinde durmaya özen gösterirler.

Burçin Akgün’ün röportajında Atelierista Uğur Kaya (2017), sanatla Reggio Emilia ilişkisini şöyle anlatıyor: “Bir yapının temel taşı neyse sanat da bu yaklaşım için onlardan biridir. Picasso’nun Guernica’sında olduğu gibi her şeyin tek bir anlamı vardı ama çıkış noktası savaştı. Bizim de Reggio’da sanatı kullanarak yapmak istediğimiz, her bir çalışma için doğadan topladığımız materyallerle ve farklı malzemelerle çocukta kendine özgü olanı ortaya çıkarmaya çalışmak. Aslında sanat dendiğinde aklımıza sadece plastik sanatlar gelebilir ama biz Reggio’da sanatın tüm dallarını kullanmaya çalışıyoruz. Önemli olan sanatın çocuk için bir araç olduğunu görmek.” Ayrıca Reggio Emilia yaklaşımıyla eğitim almış çocuklarla ilgili düşüncelerini de ekliyor; çok fazla çocukla çalışarak her çocuğun içindeki 100 dili çıkarmaya çabalıyoruz. R.E. yaklaşımı almış çocuklar meraklarının peşinden giderek doğrudan iletişim kurabiliyorlar ve çocuktan çocuğa aktarım süreci başlatabiliyorlar. Ben de bu süreçte aracı ve kolaylaştırıcı olarak çocuklara alan açıyorum.”

7. Çevre 3. Öğretmendir

Piaget, insanın dünya ile dinamik etkileşimde bulunan aktif bir organizma olduğunu vurgulamaktadır. İnsan ister bebek, çocuk, isterse yetişkin olsun, oturup kendisini harekete geçirecek uyarıcılar gelsin diye beklemez. Organizma, kendi amaçlarına ulaşmak için aktif olarak çevresindeki nesneleri, olayları araştırır. (Prof. Dr. Nuray Senemoğlu, Gelişim, Öğrenme, Öğretim, 2018, sy: 55)

Çocuk gelişiminde Piaget’den etkilenen Reggio Emilia yaklaşımı da,  eğitim sisteminde çevreden fazlasıyla yararlanmıştır. Öyle ki bu yaklaşım,  çevreyi öğretici bir öge kabul ederek onu 3. öğretmen sıfatıyla nitelendirmiştir. Bu nedenle çevreyi iyi hazırlamak önemli görülür. Çevre, çocuğun hayal gücünü olumlu yönde geliştirebilecek ve onu düşünmeye sevk edebilecek şekilde hazırlanır. Bu sadece fiziki çevreden ibaret değildir. Sosyal ve duygusal ögeler de çocuğun çevresi için önemlidir. Bunlar da; ailesiyle, öğretmenleriyle, akranlarıyla olan etkileşimleriyle ve de araç gereçlerle sağlanmaktadır. Örneğin, okullarda her şey yetişkinlerin kullandığı gibi gerçektir. Çocuklara göre kısa lavabolar vardır. Yemek yerken gerçek tabak, bardak kullanılır. Çocuk böylece sosyal anlamda daha güçlü yetişir.

Sonuç

Reggio Emilia yaklaşımının çocuklar üzerindeki etkisini görebilmek için yaklaşımın temel ilkelerine, eğitim programlarına, okullarının nasıl olması gerektiğine, öğretmenlerin rolüne, çevrenin etkisine baktık. Reggio Emilia yaklaşımının çocuğa özgüven kazandıran, çocuğun yaratıcılığını geliştiren, bilişsel, sosyal ve duygusal anlamda gelişmesine olanak tanıyan bir yaklaşım olduğunu gördük. Gün geçtikçe adını daha da duyurmaktadır ve günümüzde de çocuğu merkeze alan popüler yaklaşımlardan biridir. Reggio Emilia eğitimiyle büyüyen çocuklar, daha yaratıcı, proje ve grup çalışmalarına daha yatkın, daha özgüvenli ve gözlem yapabilme özelliğine sahip olurlar. Reggio Emilia, çocuğu özgür bırakarak gelişmesini sağlar, çevreyi ve öğretmeni rehber olarak görür. Öğrencilerin geleneksel yaklaşıma göre bireysel olarak daha iyi izlenmesine olanak tanır. Kısaca Reggio Emilia, çocukların bilişsel, sosyal ve duygusal alanda gelişmelerine olanak tanıyarak iletişimi kuvvetli bireyler olarak yetişmelerini sağlar.

İrem ÇİNAR, Biset Rabia TEYFUR, Bensu GÜMÜŞ 

İstanbul Kültür Üniversitesi
Eğitim Fakültesi
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümü 1.sınıf öğrencileri


Kaynakça

  • Cadwell, L. (2011). Eğitimciler ve anne babalar için Reggio Emilia yöntemiyle harika çocuk yetiştirmek.(Aslıhan Akman,Hande Y.Topaç, çev.) Baskı Yeri:Kaknüs Yayınları.
  • İnan, H. (2012). Reggio Emilia yaklaşımı ve proje yaklaşımı. Baskı yeri: Anı Yayıncılık

 

 

1 yorum

Yazı hakkındaki görüşlerinizi bildirebilirsiniz.

Input your search keywords and press Enter.