Şimdi Okunuyor:
Nevrotik Bir Kadının Portresi: Bihter Ziyagil
Tam İçerik 5 minutes read

-Bu yazı Aşk-ı Memnu ile ilgili spoiler içermektedir-


      On yıl önce bugün, Halit Ziya Uşaklıgil’in aynı isimdeki romanından uyarlanan Aşk-ı Memnu dizisi final bölümüyle ekranlara veda etti. Dizi oyuncu kadrosuyla, karakterlerin gardırobuyla, müzik seçimleriyle, dizinin çekildiği yalıyla, senaryosuyla, kısacası her şeyiyle çok sevildi. Öyle sevildi ki üzerinden on sene geçmiş olmasına rağmen Aşk-ı Memnu hala tekrar bölümleriyle izlenmeye rekorları kırmaya devam ediyor. Belki de bu kadar sevilmesi ve benimsenmesinin en büyük sebebi ise karakterleri. Özellikle de Bihter Ziyagil. Bihter giydiği kıyafetleri, söylediği sözleri ve yaptığı seçimleri ile tüm karakterlerden farklı bir portre çizdi. Bu portreye psikanalitik bir çerçeveden bakıp incelediğimizde ise nevrotik bir kadının portresiyle karşılaşıyoruz. Bu portreyi dizinin senaryosunu kaynak alarak, birçok olası sebebiyle inceleyeceğim.

     Bihter’in nevrozu ödipal üçgene ait senaryosunun ürünü ve libidosunun dışavurumudur. Bu nevrozun çekirdeğini ise ödipal üçgen oluşturur. Dizinin daha ilk bölümünde bile ödipal problem sahnededir. Dizide Bihter’i ilk kez babasının mezarı başında görürüz. Hemen sonra ise neredeyse babasının yaşlarında olan Adnan Bey’i. Bihter ve Adnan sohbetlerine burada başlarlar. İlerleyen sahnelerde geriye dönüşlerle Bihter’in babasının, eşi Firdevs hanımının sadakatsizliğine şahit olup kalp krizi geçirdiğini ve Bihter’in bütün bunlara şahit olduğunu öğreniriz. Bölümün sonunda ise Adnan Bey, Bihter’e evlenme teklifini mezarlıkta -Bihter’in babasının sadece birkaç metre uzağında- eder. Bu sahne, Bihter’in değişen baba nesnesinin son derece açık bir görüntüsüdür. Bihter, annesi yüzünden kaybettiği babasının yerine yeni bir baba nesnesi bulmuştur. Hem de bu sefer “baba nesnesi” olan Adnan’ı, annesi Firdevs’ten çalabilecektir.

      Freud’un psikoseksüel gelişim kuramına göre, fallik evrede kız çocukları için kastrasyon korkusu; penisin yokluğunu inkâr edip, babaya yönelmek yani bir nevi olana sahip olma isteği olarak tanımlanabilir. Bu kastrasyon korkusu kız çocuklarında Elektra kompleksine ve “nesneye karşı saldırganlık, nesneyi onun için değerli olandan mahrum bırakma ve ona acı çektirme arzusu” duymasına sebep olur (Gabbard vd., 2012). Sağlıklı bir ödip geçirilirse kastrasyon kompleksi atlatılır ve kız çocuğu babaya olan libidinal yatırımdan vazgeçer. “Çocukta, tipik olarak Oedipus karmaşasına bağlı olan aşkın bu ilk biçimlenişi, sonrasında bildiğimiz gibi, latans döneminin başından itibaren bir bastırma dalgasına yenik düşer” (Freud, 1921). Fakat ödipal karmaşa çözümlenmezse çocuk anne-baba üçgeninde kalır. Bihter’in yaşamı göz önünde bulundurulduğunda ödipten çıkamadığı düşünülebilir.

   Bihter, babasının kaybından dolayı suçladığı annesine duyduğu haset ve kaybedilen baba nesnesinin yerine bir yenisini koymaya çabasından dolayı Adnan ile evlense de mutlu olamaz. Çünkü Bihter’in yeni baba nesnesi olan Adnan ile kurduğu cinsel ilişki, onun bastırdığı ensestüel düşlemlerini harekete geçirir ve yoğun bir ödipal suçluluk hissetmesine sebep olur.  Ego, bu suçlulukla başa çıkamadığı için tekrar dirilen ensestüel düşlemleri bastırır. Bastırma savunma mekanizması, amacına ilişkin olarak cinsel dürtüleri ketlemeye olanak veren “içsel –veya daha iyi bir ifadeyle içselleştirilmiş- engellerden biridir”.  Freud bastırmanın “ruhsal bir şeyi erişilmez kıldığını ve aynı zamanda da koruduğunu” söyler (Freud, 1905). Bastırma işlediğinde dürtü kaybolur ama eğer ego yeterince güçlü değilse dürtü geri gelmeye çalışır ve nevroz tekrar saldırıya geçer. Bastırma, ruhsal dengenin ve sosyalleşmenin teminatıdır çünkü kabul edilemez tasarımları bilincin dışında tutar ve yasak dürtülerin tasarımlarını hedef alır (Zabcı, 2011: 50). Bastırma başarısız olduğunda ruhsal yapı tehlike olarak algılanan düşlemler ve libido ile başa çıkamaz ve nevrotik anksiyete oluşur. Bu anksiyete, güdülerin denetimini yitirmesi sonucunda cezalandırılacak davranışlarda bulunma korkusudur ve egonun kontrolünde değildir. Bihter’i bu bilgiler ışığında düşünecek olduğumuzda hissettiği ödipal suçluluğunun onun derin bir anksiyete yaşamasına sebep olup evliliğine zarar vermeye başladığını ve sonuç olarak da doyum arayan libidonun onu Behlül ile yasak bir ilişki yaşamaya ittiğini söyleyebiliriz.

  Bihter’in sadakatsizliğinin sebebi Freud’un libidonun yapışkanlığı diye tanımladığı libidonun ilk nesnelerine takılma eğiliminden, dolayısıyla yaşamı boyunca kendisini tatmin edilemeyecek arzulara adamasından kaynaklanmaktadır (Mitchell, 1988: 76). Bihter’in aradığı haz, orijinal ensest yönelimli nesnenin yerini almış olan ve erişilmesi imkânsız olan ötekiler olduğundan haz elde etme çabası her zaman başarısız olmaya mahkumdur.

     Ancak libidonun doyumu tamamen ortadan kalktığında ve hazdan mahrum kalındığında ise içsel çatışma çoğalır. Benlik ve üst benlik arasındaki savaş hiç olmadığı kadar şiddetli bir hal alır ve şiddetli semptomlar oluşmaya başlar. Bihter de dizinin son bölümlerinde gittikçe patolojik semptomlar göstermeye başlar ve final bölümünde intihar eder. Freud intiharı, benliğin üst benlikten bağışlanma isteği olarak açıklar ve üst benliğin içgüdüleri yok etmeye yönelik çabasından ve acımasızlığından bahseder (Freud, 1923). Bihter’in intiharı, haset duyduğu annesi gibi eşine sadakatsiz davrandığı için onu cezalandıran bir üst benliğin yaratısı ve bu cezalandırıcı üst benliğin, benliği kendini yok etme isteğine sürüklemesiyle açıklanabilir.

   Aşk-ı Memnu, Bihter Ziyagil üzerinden bize nevrotik bir kadının hazzı arama hikayesini yetmiş dokuz bölüm boyunca inceleme ve üzerine düşünme imkânı tanıyor. Belki de bundan bir on sene sonra bile Bihter Ziyagil’in ruhsal işleyişinin üzerine düşünürken bulabiliriz kendimizi, kim bilir!

 


Ek Okumalar

https://psikolojiagi.com/mitolojiden-gelen-psikolojik-terimler-oedipus-ve-elektra/

Kaynakça

Freud, S. (1905). Three essays on the theory of sexuality. London: Imago Pub. Co.

Freud, S. (1921). Group psychology and the analysis of the ego. In The standard edition of the complete psychological works of Sigmund Freud, edited by James Strachey. Macmillan.

Freud, S (1923). The Ego and the Id and Other Works. C:19, London, Hogart Press.

Gabbard, G., Litowitz, B., Williams, P. (2012). Psikanaliz Temel Kitabı. İstanbul: Psikoterapi Enstitüsü Eğitim Yayınları.

Mitchell, S. A. (1988). Relational concepts in psychoanalysis: An integration. Harvard University Press.

Parlak, S. (2010). İntihar Girişiminde Bulunan Depresiflerin Ruhsal İşleyişlerinin Projektif Testlerle İncelenmesi. (Doktora tezi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul). Erişim adresi http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/46864.pdf

Zabcı, N. (2011). Latans (Okul Çağı) Döneminde Çocukların Dürtüsel İşleyiş Özellikleri ve Projektif Testlerin Katkısı. (Doktora tezi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul). Erişim adresi http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/48336.pdf

*Bu yazı Psikoloji Ağı editörleri tarafından Psikoloji Ağı Yayın İlkelerine göre düzenlemiştir.

Psikoloji Ağı Tasarım açıldı

Psikoloji Ağı’na ait bardak altlıklarını, kitap ayraçlarını ve çıkartmaları tasarım ürün satış sitemizden edinebilirsiniz.

1 yorum

  • Avatar Merve Baytar

    Yorumlarınız çok değerli . İzlerken bir de bu açılardan değerlendireceğim , farklı bir bakış açısı oldu benim için .

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *

Input your search keywords and press Enter.