Şimdi Okunuyor:
Gülmenin Önemi: Sen Gülersen Herkes Güler ?
Tam İçerik 2 minutes read

Gülmek ve gülümsemek sadece hoşlandığımız insanlar için yaydığımız sinyaller değil, aynı zamanda sosyal bir tür olarak bizi bir arada tutan güçlü duygusal dürtülerdir.  Gülmeyi katı sosyal ilişkileri gevşetmekte kullanırız; uyumlu, saldırgan olmayan, çaba ve zaman harcamaya değer bir insan olduğumuz mesajını böyle veririz.

Bilimsel olarak gülme üzerine çalışan psikolog Rovert Provine, gülmemizi sağlayan mekanizmaların genellikle istemsiz çalıştığını ve konuşup konuşmamayı seçebilirken gülmemeyi seçemeyeceğimizi hatırlatır. Gülme daha çok etrafımızca tetiklenen bir tepkidir. Metroda otururken hiç tanımadığımız biri bize gülümseyince karşılık vermeden duramayız. Gülmeyi ve güldürmeyi severiz. Bir kişinin olumlu özelliklerinden bahsederken komik olmasını, espri anlayışının iyi olmasını belirtiriz, bunlar insanların çekici bulduğu özelliklerdendir. Ayrıca bizim toplumumuzda pek gülmeyen, diğer insanlara görece ciddi olan insanlar için kullanılan “muşmula suratlı, somurtkan, asık suratlı” gibi tabirler de, gülmeyen insanlara karşı çok olumlu bir tutum içerisinde olunmadığını gösteriyor.

Gülmeden, gülümseme olmadan bir hayatın nasıl geçeceğini düşünmek bile çok zor. Nazi toplama kamplarındaki en kötü ortamlarda bile kahkahalar eksik olmamıştır. İtalyan yapımı “Hayat Güzeldir (La Vita é Bella)” filmindeki baba gibi Nazi kampındayken çocuğunu oyun oynadıklarına inandırmıştır ve ölüme giderken bile gülmeyi eksik etmemiştir. Soykırımdan kurtulmuş psikiyatrist Viktor Frankl, gülmenin pek çok insanın hayatta kalmasına yardım eden tek şey olduğunu yazmıştır. 1980’lerde 2455 gün boyunca Lübnan’da rehine olarak tutulan Terry Anderson anılarında, mahkum arkadaşlarının mizahı sayesinde ayakta kaldığını anlatır. Bir mahkum gülünç bir hikaye anlatıyor, bir diğeri gardiyanların taklidini yapıyor ve bu sayede gülme dayanılmaz koşulları dayanılır hale getiriyormuş.

Hayat Güzeldir film

Hayat Güzeldir Film Afişi

Gülmeye, bastırdığımız kaygıyı serbest bırakan bir mekanizma olarak ihtiyaç duyuyor gibiyiz. Freud “kara mizah” teriminin ölüm olasılığıyla karşılaşıldığında bunun bir savunma mekanizması olarak nasıl işlediğini tanımladı. Önemsediği birinin ani kaybından sonra veya cenazede gülme krizine giren kişilerin durumu da bu nedenle garipsenmemelidir ya da annesini sinirlendirecek bir şey yaptığında annesinin suratına bakıp gülümseyen çocuk da bunu bir savunma mekanizması olarak kullanıyor olabilir. Çünkü bu strese ve kaygıya karşı verilen yaygın bir tepkidir.

Gülme her kültürde onaylanan, ilkel, evrensel duygulardan biri olarak kabul edilir. Gülme, stresle ve hastalıklarla başa çıkmada yararlı olmasının yanı sıra bireyleri sosyal koalisyonlarda bir arada tutmaya da yarar. Doğuştan görme ve duyma engelli olan yetişkinlerin üretebileceği az sayıdaki duygusal ifadeden biridir; bu da gülmenin, gelişimimizde diğer duygulardan önce geldiğini gösterir. Bu da gülmenin gerçekten önemli bir işlevi olabileceğini akla getiriyor.


Kaynak
Benlik Yanılasaması- Bruce Hood

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *

Input your search keywords and press Enter.