Şimdi Okunuyor:
Geçmişi Değiştiremezsin ama Kendi Hikayeni Tekrar Yazabilirsin
Tam İçerik 5 minutes read

Yeni araştırmalar, anılarınızı yeniden yapılandırma için imgelem kullanımının yararlarını göstermektedir.

Sözde “akıldan çıkmayan” hatıralar, insanlar için yıllarca sorun olabilir ve bazı durumlarda depresyon semptomlarını besleyebilirler. Bir arkadaşınızı kaybettiğinizi, geçirdiğiniz bir kazayı ya da sevdiğiniz bir işten kovulma deneyiminizi hatırlayın. İstediğiniz kadar deneyin ama bu anıdan bir anda kurtulamazsınız. Depresif bozukluk tanısı konulmuş kişiler için geçmişteki silinmez olan bu anılar, kendilerine ait negatif görüşlerine katkı sağlar ve bu da geleceklerine taşınır. Ya bu geçmişe ait olumsuz anılar bir şekilde bilinçte gözden geçirilebilirse? Evet, gerçek olayları değiştiremezsiniz ama belki de onlara, farklı ve iyi oluşunuz için daha uyumlu bir şekilde bakabilirsiniz.

“İnsanın, iyi bir gelecek uğruna geçmişi değiştirme arzusu vardır.” teorisini ortaya atan Hamburg-Eppendorf (Almanya) Üniversitesi Tıp Merkezi’nden Steffen Moritz ve meslektaşları, tanısal depresif bozukluğu olan kişiler üzerinde “imagery rescripting(imgeleme ile yeniden yapılandırma) yönteminin etkililiğini test ettiler. Bu deneyin sonucunda da insanların, imgeleme ile yeniden yapılandırma (IR) sürecinde hayal gücü aracılığıyla, olumsuz anılarını düzenleyebileceğini öne sürdüler. Başka bir deyişle, savunma ya da rahatlatma amacıyla yetişkin benliğinizi kötü deneyimin yaşandığı ana gönderirsiniz ki bu da mutlu sona neden olur. Aslında bu yöntemle, anıyı silmezsiniz ancak orijinal anının gücüyle rekabet eden ve dolayısıyla zayıflamış bu anıyı gözden geçirilmiş bir şekilde saklarsınız. Olumlu zihinsel görüntüler sayesinde kendiniz ve hayatınız hakkında kontrollü ve daha az çaresiz hissedersiniz. 

İnsanların kötü olaylar hakkında sadece düşünmediğine, onları akıl gözüyle gördüklerine inanan araştırmacılar, 99 kişi üzerinde uyguladığı bu yöntemde, müdahalenin kendisine geçilmeden önce, katılımcıların semptomları disosiyasyon içeriyor ya da travma sonrası stres bozukluğundan kaynaklanıyor ise katılımcılara yüz yüze tedavi almaları tavsiye edildi. Daha sonra, katılımcılar “bir pipo resmi gerçekten piponun kendisi değil” cümlesi eşliğinde ünlü artist  René Magritte´nin tablosunu gördü. Araştırmacılar burada, gerçek olan ile hayal edilenleri birbirinden ayırmak gerektiğini vurguluyorlardı. 


Bu etkileyici giriş, gerçek objeler ile onları temsil eden görüntüleri arasında ayrım olduğunu gösterirken, aynı zamanda belleğin yanılabilirliği tartışmasına neden oldu. Ünlü sahte anı deneyinin görsel bir versiyonunda araştırmacılar, deneklere özellikle top ve plaj havlusu olmayan tipik bir sahil manzarası göstermelerine rağmen, her nasılsa, çoğu katılımcı resimdeki objeleri anımsarken sahille ilişkili bu yaygın 2 objeyi hatırladı. Bu deneyle araştırmacılar, insan algılarının ve hafızasının güvenilir olup olmadığına ilişkin bu soruları gündeme getirdiler ve müdahalenin merkezine ulaşmak için kılavuzu kullanmaya devam ettiler.

Anıların yeniden yazımı, katılımcıların çocukluklarındaki olumsuz bir olayı hayal etmeleri ve daha sonra o ana gidip kendilerini korumaları ya da teselli etmeleri yönündeki talimatları aldıkları “zaman yolculuğu” biçiminde gerçekleşti (sf. 77). Onlara, bu olumsuz olayları (örneğin, kaza olmadan önce engellemek gibi) mutlu bir kapanış ile geri getirmeleri söylendi. Bu hayali yolculukta kişiler, kendilerini hayali bir merhametli insana (örneğin Harry Potter gibi) dönüştürebilir, hatta gerekirse uçabilirlerdi. Bu alıştırmanın amacı ise, geçmişin yeni ve geliştirilmiş versiyonunu şimdiki mutsuz anının içine karıştırmaktı. 

Kendi kendine yardım kılavuzunun en etkileyici egzersizi, bu hayali yeniden icatları daha da ileri götürdü. Katılımcıların, çirkin bir görüntü (damla balığı gibi) hayal etmeleri ve daha sonra bu görüntüyü adım adım güzel olana ya da gurur duymalarını sağlayana dönüştürmeleri talimatı verildi (kaplan gibi). Aynı zamanda bu “metamorfoz” esnasında katılımcılara daha dik durmaları söylendi, böylece daha güzel hissedebilecekleri öne sürüldü. Daha sonra katılımcılara, kendilerine uygun olumsuz yakıştırmalarla (aptal gibi) başlayıp, bunları kendileri hakkında iyi hissetmelerini sağlayacak olanlara dönüştürmeleri söylendi (“ben yaptım”). 

Terapötik müdahalenin son kısmında, bilişsel psikolojinin “düşünceyi bastırma” hakkındaki bulgularından yararlanıldı. Muhtemelen “beyaz ayı” egzersizini duymuşsunuzdur. Bu egzersizde size “beyaz ayıyı düşünme” denir ve kendinizi bir anda beyaz ayı düşünürken bulursunuz. Negatif görüntüleri ya da düşünceleri görmezden gelmek yerine, katılımcılar bunları daha mutlu olana çevirmeleri için cesaretlendirildi. 

3 denek grubunu karşılaştıran araştırmacılar, IR yönteminin 6 haftalık bir süre boyunca depresif semptomların azaltılmasında başarılı olduğunu buldular. Buna ek olarak, bu müdahalenin anksiyetenin hafifletilmesine yardımcı olmadığı ancak daha fazla sayıda depresif belirtiye sahip olan kişilerde oldukça etkili olduğu görüldü. Araştırmacılar bunun nedeninin kişilerin değişime olan istekleri ve müdahaleye olumlu beklentiyle gitmeleri olduğunu belirttiler. 

Böylelikle yazarlar, “geçmişi değiştiremeyiz” olgusuna rağmen IR tekniğinin, insanların geçmiş olaylarla negatif ilişkilerinden kendilerini kurtaracak yollar bulabildiğini gösterdiler. IR, psikoterapide uygulandığı zaman işe yarayan terapötik bir yaklaşımdır. Bunun yanı sıra hiç denenmemiş bir fikir de olsa Moritz ve arkadaşları bu yöntemin insanlara, kendi kendilerine kullanabilmeleri için öğretilebileceğine inanıyorlardı.

Bildiğimiz üzere standart bilişsel davranışçı terapi, insanların duygularını değiştirmek için düşüncelerini değiştirmeye odaklanır. İmgeleme ile yeniden yapılandırma tekniği de bu yaklaşımla uyumlu olup, sözele değil görsele odaklıdır. 

Özetlemek gerekirse, bir sonraki sefere kendinizi pişmanlık ya da üzüntü hissetmenize neden olan geçmişinizdeki olayların görüntülerini gözden geçirirken bulduğunuzda, geçmişin yeniden yapılandırılması yöntemi sizin ihtiyacınız olan şey olabilir. Kendinizi, geçmiş ve kendiniz hakkındaki varsayımlarınıza, hatta görsel anılarınıza bile, meydan okumak için cesaretlendirin. Daha tatmin edici bir gelecek için kendi yolunuzu bulmuş olacaksınız. 


Özgün Kaynak: You Can’t Change the Past, but You Can Rewrite Your History

*Bu yazı Psikoloji Ağı editörleri tarafından Psikoloji Ağı Yayın İlkelerine göre düzenlemiştir.

Bir Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *

Input your search keywords and press Enter.